29 Ağustos 2010 Pazar

BIZ iyiyiz

Bize merak eden arkadaslar icin yaziyorum.Leptopum bozuldu ve hic acamiyorum.burda yabilecek insan yok var ama birkac saat yol uzaklikta.ben de biraz ara verip bayramdan sonra tekrar sizinle olacagiz.
sizi cok merak ediyorum hep.buyumus bebisler nasil diye.Artik eve donunce sizinle olacagiz.sizi cooook ozledim arkadaslar.

yukardaki fotoraflar sa sizin icin.:)

18 Ağustos 2010 Çarşamba

2-3 yaş çocuğu örnek menü


SABAH:
1 çay bardağı süt veya meyve suyu(evde yapılmış taze)
1 kibrit kutusu peynir veya 1 yumurta (haftada iki kez)
1 tatlı kaşığı yağ veya 5 adet çekirdeği çıkartılmış zeytin
2-3 tatlı kaşığı reçel,bal veya pekmez
1 orta dilim ekmek, domates

ARA:
1 porsiyon meyve

ÖĞLE:
1 köfte kadar haşlama veya ızgara et, tavuk, balık veya sebzeli köfte,kıymalı kabak dolması, kurubaklagil yemekleri
4 yemek kaşığı sebze yemeği
3 – 4 yemek kaşığı pilav veya makarna
1 çay bardağı yoğurt veya süt

İKİNDİ:
1 çay bardağı meyve suyu veya 1 çay bardağı süt (sabah ki sütün yerine)
4 – 5 adet bisküvi veya 1 dilim ekmek

AKŞAM:
1 kase çorba
4 yemek kaşığı sebze yemeği
1 çay bardağı yoğurt…

15 Ağustos 2010 Pazar

Doğum Günün Kutlu Olsun Sanberk

Dün uzun ve güzel bir gün geçirdik:)Dün sanberk'in 2 yaş kutlama partisi vardı:)Sanberk'in kendi seçtiği pastayı görebilirsiniz:)Üç tane pasta arasında kalmıştım ben.Diyer arkkolaadaşlardan gördüğüm deniz ve saat pastaları çok beğenmiştim.Sanberke gösterdiğimde hiç düşünmeden KOLA (araba) dedi:)Doğum günü onun ve istadiği pastayı aldık:)




Siyer özenle seçtiğim şeylerden bir ikram çikolata:)Deniz pasta olmadıktan sonra çikolatamız bu motiflerde olmasını istedim:)Sanberk denize girmekten korksa da Deniz canlılardan çok hoşlanıyor.Denizle ilgili kitapları çok seviyor,fırsat bulunca akvarium balıklar satılar yerleri ziraet eeriz hep.Balıklardan ve ahtopottan çok hoşlanır merakla syereder hep:)
Dİyer seçtiğim şey bu meyve suyu bardakları:)bunlar Sanberke bir bardak dışda bir şey ifade etmesede benim için çok değerli bir ardaktır:)Abimle bizim doğum günlerimizi kutlarkan bu barkadaları kullandık.bunlar bizim parti bardaklarımız:) Belki de bu adeti devam ettirecez:)Belki bu bardaklar artık Sanberk'in parti bardakları olacaktır:)

İlk misafirler geldikten sonra hemen şerefe kaldırıldı:))))))bu çocuklar nasıl bişey ya bunları nerden öğreniyorlar hayret içindeyim:)
Çocuk partisi hazılarken herşey planladığınız gibi gitmeyeceğinize hazır olun:)günlerdir menüyü düşündüm.Davet ettiğim çocukların sevklerine göre bişeyler hazırladığıma rağmen nerdeyse bişey yemediler,aklı hep pastadaydı.Biraz daha beklamak için zor kandırdım:)
Çocuk parisinde diyer karalayacağınız bir sorun herkes kendi yerine oturup kendi bardağından içmesidir.Buna çok dikkat ettim ama yine birkaç kez kaçardım :((((((((
Sanberk doğum çocuğu ne olduğunu bilmese de şuanki gelişim sürecine bağlı tam rolüne girmişti:)ÇOk şımardı,dünya benim ,herkes benimle ilgilenmesi lazım ,herkes beni sevmeli bir düşüncesi vardı:)
Diyer olacak bir şey pasta mumu tekrar tekrar yakmanız gerekecektir:)Ben mumu yaktım çocuklar hep beraber üfledi:))))))en sonunda çakmaktan parmağım ağrımaya başladı:)Çocuklar mumu öflerken bir poz bile yapamadım çünkü ben daha fotoraf makinayı alır almaz onlar artık mumu söndürmüş oluyorlardı:)))))))Ay çoook eğlendiler ya:)Ben poz yaklmaa çabasındayken onlar beni kadırmışlar diye çoook mutlu oldular:)
Tüm güzel oyuncaklar arasında hem Sanberk'in hem misafir çocukların en sevdiği oyuncak u balık oyuncağı oldu:)Balık döner yukardan hava geliyor ve topları havada kaldırıp müzük çalıyor:)Balık müziği eşliğinde bol bol dans edip zıpladılar:)
Birden hepsi sıkıldılar dışırıya gidelim dediler:)Ne yapalım partimiz dışırda devam etti:)Hep berabaer şeker alıp komşulara dağttık Sanberk ve arkadaşlarının sağlığına:)Allah Tüm Çocukları Kurusun.
Doğum gününde İki yaş olduğunu öğrendi oğlum.Geçen sen Kaç yaşındasın sorusunda tek bir parmağı göstermek kolaydı ama şimdi iki parmağı göstermekten zorlandı.Bu sever iki söylemesi daha kolay geldi.Bu sene Hem bulgarca hem türkeçesinin cevabı öğrendi:)Bundana sonra böyle olacak herhalde:)
Çocuk partisinden sonra iftarda yengeler,kuzenler ve babanem le partimize devam ettik ama çok kısa sürdü:)Sanberk o kadar çok eğelenmiştiki zor duruyordu ve son olarak babamız için bir poz vererk büyük günümüzü bitirdik:)

12 Ağustos 2010 Perşembe

Sanberk in ilk görevi:)


Untitled from fikriye natıkova on Vimeo.


Sanberk in gelişimini desteklmek için yeni yeni şeyler göstermeye çalışırm hep.Aslında amacım herşey bilsin değğil.amacım ilaerde insanlara hayavnlara doğaya karşı saygılı,sabırlı ve çalışkan olmasını isterim.Bence bir insan mutlu ve başarılı olabilmek için bunun tememli bunlar.Hepimiz çocuklarımı dünyaya getirdikten sonra çok umutluyuz.Benim çocuğum akılı ve çalışkan olur,saygılı herkesin tarafından sevilecek bir insan olacaktır.Fakat daha ilk yıllarında o kadar hoşumuza gitmeyen tarfları görüyoruz.Bebek beslem ve bakımı ilgili çok kitap okuduk birçok şey öğrendik.ama harika bir insan nasıl yetiştirilir bunu biri yazmaya kalkışsa da tüm çocuklara geçerlimidri acaba ?
Kendi hayatım,çevremde gördüklerime göre çocuklara dah aküçük yaşlarından yapabilecekleri görevleri vermk ilerde çok disiplinli ve çalışkanlı bir insan olabileceği ihtimali yüksek.Küçüklüğümüzden kazandığımız alışkanlıklar daha sonra çok zor değiştirebiliriz.
Ben de harika bir çocuk yetiştirme çabasında olduğuma göre oğluma yapabilecek yeni görevleri arayıtayım:)
Şimdilik Sanberkin iki tane görevi var:)
  1. Her öğlen uyukusundan sonra köpek yavrusuna yeek hazırlayıp ona götürmesi sanberkin görevi oldu.
  2. Diyer görevi ise yine bu kadar zevkli,her sabah ve akşam balkondaki çiçekleri sulandırmaktır.
İlk günlerde bunlar yapması için ben hatırlamam gerekiyordu.İki gündür ben bişey söylemeden buzdolabı açtırıyor bana içinde hoşuna gitiği şey alıp köpeğe götürcem diyor.Bundan yeni öğrenmesi gerekecek bişey çıktı?Köpek neler yer.Sanbekre sorduğunda Köpek et,sosisi ve ekmek yer der:)bu görevden çok çok zevk alıyor.



İkinci görevden de öğrendiği şey kuru ve ıslak saksı:)Su dökmeden önce saksaya bakar ıslak ise su dökmez sonraki saksıya geçiyor.
Bide diye şey ben aylar önce saksı ve çiçek arasındaki farkı anlatmaya çalıştım ama pek başarı olmadım.Her sorduğumda saksıyı hiç fark etmezdi hep çiçek derdi.Artık saksı ve çiçeği ayırtedebiliyor.
Çiçekleri sulandırmka çok farklı alıgılıyor galiba,çünkü bunu yaparken çok  ama çok ciddi yuz ifadesi var.Ve işi bitirdikten sonra çok rahatlıyor birden.

Şimdilik görevlerimiz bunlar::)Biraz daha büyülem daha yeni şeyler bulur anne:)

11 Ağustos 2010 Çarşamba

Sanberk domates suyu yapıyor


sanberkço from fikriye natıkova on Vimeo.


Bu  da Sanberk in yeni oyuncağı:)))))

9 Ağustos 2010 Pazartesi

İlk Traşı

Kesmeden önce

                                      
Aslında bu İlk traşı denilmez ama daha önce bu kadar kısa saçlı olmadı Sanberk.Doğudan beri ancak gözüne giren saçları biraz keserdim.Çevremde çok ısrar etmelerine rağmen oğlumun saçlarını hep uzun braktım.Yakışıyor diye değil bebek saçlarını mümkün kadarıyla daha uzun süre hissetmek istiyordum.Belki oğlumun bebek haline hala doyamadığım için.


Ne kadar içim istamasa de bu sıcak havada oğluma iyi gelecek düşünerek cesaret edip saçlarını kestim:)Koaförde rendevu aldık.Babam ve abim Sanberke oylamak için yardmcı olacaklardı.ama iki gündür cesaret edip götüremedim.Zaten hasta dr stresi yaşadı şimdi ise koaföre gitmek durumu ağrlaştrcaktı.Bana göre gerksiz bir stes yaşayacaktık ikimiz de.Bana sonzua gövenen ve benden kötülük beklemeyen oğlum hiç sorun çıkartmadan saçlarn kesmesine iizn verdi.Önüne bir araba verdim O arabayla oynaren yavaş yavaş saçlarını kesmeye başladım.Bana döndü ve baktı.Bişey demedi ama yüz afadesinden Anne ne oluyor  diye bir soru aldım.Sakince Saçlarnı kesiyorum oğlum dedimŞimdi dah ayakışıklı olacaksın dedim.Oğlum rahatlayıp tekrar oyununa döndü.:)Koaför kadar iyi bir saç şekli veremesem önemli olan çocuğum o gerksiz stresi yaşamadı:)

7 Ağustos 2010 Cumartesi

Bu Günlerde Neler Yapıyoruz:)

Son iki gün yaptıklarımızı anlatmka istiyorum.Anlatığım gibi Sanberk çom hastaydı ve hala hasta.Fakat artık daha iyi anteşi çıkmıyor kendsi daha iyi hissediliyor belli.Önceki günlere göre daha az mızmızlanıyor.Şuanki sıkıntım ise yemek yememsi.Yemek yememk çin herşey yapıyor.Elinle ağzını kapatıp beni duymuyormuş gib yapıyor;mama bittiiii deyip kalkmaya çalışıyor;annee çiş gediiiiii;ya da o anda gören bişey bana gösterip dikkatimi dağtamaya çalışıyor.Bugünkü yedklerini yazsam yazacak bşey yokki:(
  • sabah-birkaç çatal tereyağlı makarna,yarım çay bardağı ballı süt
  • ara yok
  • öğlnede 1 köfte biraz meyvesuyu,bir lokma ekmek
  • ikindi küçücük diilim kek çok az süt
  • akşam birkaç kaşık kuru fasulye birkaç yüdüm meyvesuyu:(((((((((((
Bugünkü yedikleri bu kadar ama düne göre daha iyi sayılır:(
Yemek yemiyor ama köpek yavrumuzu unutmuyoruz:)Her sabah kahvaltıdan sonra mink köpeğe de kahvaltısını hazırlamak Sanberkin görevi oldu.Tabiki benim yardımıyla kahvaltı hazırlanır.
Köpeğe de yemek yedirmek yine Sanberkin görevi daha doğurusu kendisi bu görevi istedi ve çok sevkle yapıyor.
E hep çalışacağız mı:)))))))biraz da eğlenmek lazım.tütünleri dağtmak çin her yolu deniyor.
Şanslı çocuk.Zamanında ben böyle bişey yapmayı cesaret etmezdim ama oğlum çok üzgür büyüor.Yapma etme diyen yok:)Onu brak dah açok şımartan var.Yengem ve amcama sağolsun çok şımartıyorlar:)
Köyde iş bitmez.Kahvaltı hazırlayıp ye;biraz iş yap bi bakıyorsun öğlen olmuş yine hadi yemek pişir:)İyiki oğlım var annesinin büyük yardımcızı.burnunu her yerde sokuyor attığım patatesleri geri çıkartıyor.Yamak atılmaz yazık olur:)
Uzun ve güzel bir öğlen uykusundan sonra enerjiyle dolu bir çocuk büyük heycanla dedesini oyuncağı elinden alıp oynamaya başlıyor:)Dün salaça yapmıştık tabiki bir işmiz olunca mutlaka çalışkan oğlumuzu çağrıyoruz:)yoksa iş bitmezzzzzzzz:)Bu şi çok sevdi oğluşum artık sık sık domates suyu yaparız.Hep yaparız hep içeriz:)
Oyuncaklar güzel bide bozulmasaydılar.ama bunu da dert etmeyiniz eğer yardıma htiyacınız varsa tamirci Sanberk burda:)Herşeyi tamir edebilir eh biraz da bozuyor ama:))))))))
Babam la büyük dost oldu Sanberk.Babam her istdiğini yapıyor Sanberke gösterilecek yeni şeyler bulur hep.bu son günlerde favorimiz sigara yapan makine.Sigaradan ihtiyacınız varsa:)adresi biliyorsunuzdur,sigara ustası Sanberkhizmetinizde:)
Bugünkü gün nefis bir kompostoyla bittirdik:)Geçen sene de bundan yapmıştık Sanberk çok çok severek içti.bu sene de tekrar yaptık bakalım kışın tadına bakacağız.Bu sefer bu işte Sanberk yardım etmedi:)(hele şükür:))) Akşamları komşu çocuklarla bisklet turunda çıkmıştı:)Ben de bir kez sıkıntı olmadan bir iş yaptım:)

6 Ağustos 2010 Cuma

Su oynu video

İstanbuldayken bol bol su oyunları oynamıştık.Oğlum iyileşsin tekrar bu sevkli çalışmalaırmızı devam edelim.





Her işten sonra çevremiiz il hali gib yapmımız lazım:) Ama süngerle silerken sünger oyunu aklına geldi ve kalkıp su İstedi.Aldık ve su oyunumuzu devam ettik:)

5 Ağustos 2010 Perşembe

Yine Hasta

Tam bir ay önce Sanberk 39 C ateşi olunca DR: gitmiştik.Boğaz enfeksyonu demişti dr.antibiotik kullandiktan sonra birkaç nde düzelmişti.İki gün önce yine aynı şikayetlerle dr başvurduk.Ne burn akıntısı ne öksürme var,tek yüksek ateş.Dr güzelce inceledikten sonra boğazında ciddi bişey olmadığını söyledi.Fakat daha önceden iyileşmemiş akçiğer enfeksyonu varmış.Yine antibiotik yazıldı ve dr mutlaka vitamin vermemi önerdi.zaten veriyorum dedim.
Dr un tavsiyesi vitaminler yemekten 1 saat sonra verilmesini önerdi.
Antibiotik ise 1 saat yemekten öncesi.bugün Klacit diye bir şurub başladık.Günde 2 kez 5'er ml verilecektir.Etken maddesi Clarithromycin.
Ateşi için elimde Pedifen var etken maddesi ibuprofen.Onu her 4-6 saat 5 Er ml verilcektir.

Pazartesi tekrar kontrole gideceğiz.Ama düşünüyorum o zamnaka da iyileşir mi oğlum:(((((((

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Güzel Bir Gün

Hafta hafta aktivite listemiz tamamen unuttum.Ne zamandır ona bakıp bişey yaptırmadan Sanberk'e.bugün aklıma gelip bi bakyım dedim.Sebze haftamız geçmiş bile.Ama olsun hemencik pekiştirdik.Bahçeye gittik tüm sebzelerden koparıp yedik:)Bazılar ekşi bazılar acı bazılar sert veye yümüşaktı.Renklerini konuşturku renklere göre eşleştirme yeptık:)Bunda daha güzel aktivite ne olabilirki:)
Hayat tek çaışmak değildir.iyiy çalışırsan verdiği çabalrın yemeğini alırısın.Braz kafa yorduktan sonra kendilerimie yağmur yaptık:)Bahçeyi sulandırken suyun altında gittik kaçtık.Sanberk uyanık ama fazla su yetişmediği yerde saklandı:))))))))))))Tek tük damla su gelip yapayı yağmurumuz hissetti.
Baçe sonrası durumlar.:)Düşünüyorumki benim küçüklüğümde çamurlu ayakk çok normaliken hiç konuşmadan gidip yikardım.Şimdi ise benim çocuğum için masal konusu bile oldu.Ben de abartarak fotosunu bile çektim:) Diyoruz ya şimdiki çocuklar şanslı..nedense ben böyle düşünmüyorum.Açıkçası bana göre şimdiki çocukların çocukluğunu çalınmış.Ve buna üzülüyorum ben:(
Bu gün oğlum çok garipti.Birden çok sevimli herkese öpen bir çocuk oldu:))))))))))Acaba sbeni sevdiğiniz biliyorum ben de sizi sevdiğimi göstermek istiyorum:)
Burda vase tete(Vasviye teyze)
Burda konga(yenge)
burda nenya-sanberk ona nenü(benim babaannem)
benim arkadaşımn kızı Nermin
Beamil ve Viktoria ablası
Arkadaşımın kızı çok tatlı maşallah.Çok çok seviyorum ya.canım benim kucağımdan inmiyor:)Annesi ikinci hamileliği yaşıyor ve sorunmlu bir haimlelik geçiriyor doğuma kadar hastanede kalması gerekiyor.Kızına baktıkça ağlasım geliyor.Çocuk çocuklarla oynuyor belki annesinin yokluğunu falza hissetmiyordur ama annesi nasıl dayanıyor bir kendisi biliyor.Hergün bir sürü fotoraf yapıyorum Nerinin annesin yanına gidip gösteriyorum.Allahım arkadaşıma yardım et.

Babbaaa ben bundan isyiorum:)))))))

Sanerk'in iki dili öğrenmesi

Önceki iki postamı bu postaya bir giriş olarl olsun.

Sanberk'i anlatmadan önce kendim ve eşim için bahsetmek istiyorum.İkimiz bulgaristanda doyuduk orda kreş,okul ve liseye gittik.Fakat ikimiz için bulgarca anna dili değil.Eşim kırım tatarlı kökenli benim ise pomak türkleri kökenliyim.Anlaşılı bulgarca ikinci dilimiz.Fakat o ortamı olduğumuz için anna dili kadar bulgarcamız da gelişmiştir ve hiç aksen olmadan konuşabiliyoruz.Şimdi ise Türkeyede yaşıyruz ve gelecekte en az 15 sene daha türkiyede kalmayı düşünüyoruz.Belli değğil belki de hiç gitmeyiz:)
Fakat burda yaşasak da Bulgaristanla bağlıntımız kopmuyor benim annem babam ve abim orda.Şimdi sık sık gidebiliyoruz ilerde belki daha az gideriz ama yine hep gitmeye çalışrız.Sorun burdan çıkıyor.Oğlumuz için hangi dil anna dili olsun diye seçemdik.Seçeneklerimiz 3 tane Türkçe,Bulgarca ve Tatarca.Tatarcayı hemn çıkartık kaldı türkçe ve bulgarca.İnterttee çok araştırdım ve iki dili birden öğretmesini karar verdik.Bazılara göre çocuğun için gelişimi için olumsuz görüyor bazılar ise tam tersi konuşması gecekse de beyin gelişi olumlu etkilendiğini savunuyorlar.
Hengiis daha doğuru bilemeyeceğim ama şu varki bizim seçeneğimiz yok çünkü Sanberk iki dili öğrenmek zorundadır.Türkeyde türkeç konuşmak zorundadır,burda kreşe daha sonra okula gidecektir.Bulgaristanda ise benim tüm ailem Sanberkin anne tarafı ailesi hepsi burda.Onlarla iletişime girebilmek için bulgarca bilmek zorundadır.
Siznle kendi tecrubemi paylaşmak istiyorum.
Aslında yolumuzun henüz başlangıçtayız ama çok önemli bir noktadayız diye düşünüyorum.
Eğer çocuğunuza birden iki dilin öğrenmesini istiyor ve bununla gelişimine engel olmak istemiyorsanız bazı dikkat etmesi gereken noktalar var.Yalnız ben bir profesyonel kişi olarak değil bir anne olark yazıyorum.
  • İlk önce ailede hangi ebey hangi dili konuşacağı karar verilmedir.Ve bir kez bir dili seçip daha sonra değiştirmememek lazım.Bu şekilde çocuk iki farlı dilin olduğunu bilecek ve konuşunca iki dili birden konuşmayacaktır.
  • İkinci ebeyveler konuşacağı dili seçerken iki dil arasında daha iyi bildiği dili seçmelidirki bu şekilde çocuğuna daha iyi bir öğrenk olacaktır.
  • Üçüncüsü iki dili aynı zamanda eşit şeklinde öğrenebilmesi için her iki dilden konuşulan ortma bulunması gerek.
  • Dört.Çocuğunuz sizin konuştuğu dilden size bir şey anlatıyorsa siz dinleyip kendi dilinizde anlatıklarını anlatabilirsiniz,soru sorduysa yine kendi dilinizde cevap verilmesi gerk.
  • beşinci.Bazen çocuklar bir dilde konuşunca şuan aklına gelmeyen veya bilmeyen kelimeyi diyer dilden bildiğini kulanırlar.Bu durmda çocuğa kızmayıp anlamaış gibi sanki bişey olmamış gib davranıp onun söylediği cümleyi tekrarlayıp bu sefer doğru kelimeyile söylenmek lazım.Bu şekilde çocuk unuttu kelimeyi hatırlatır veye bilmiyorsa öğretilmiş olur.

Şimdilik dikkat ettiklerimiz bunlar eminim ilerde daha falz aolacaktır.
Hepsi bunları dikkat ederk bizde durum nasıl:))))))))))))):((((((((((((((((
İlk baştan planımız çok iyi gidiyordu.Ben türçe eşim bulgarca konuşurduk oğlumla.Sekiz aylıkken birkaç hayvan ve seslari,ailedeki birkaç ev eşyalrı hem türkçe hem bulgarcan bilirdi.Fakat 8 -12 aylığını Bulgaristanda geçirmiştik.Orda ben türkçe konuşmaya devam ettim ailem ve etraftakiler bulgarca konuşuyordu.Yine iki dili paralel gitmeye devam etti.
Ama daha sonra ne yaptık ne ettik diller birbirne girmeye başladı.Sebeb eşim anlamadan bulgarca konuşmaya braktı türkçe ile devam etti.Eşimle kendi aramızda bulgarca konuşuruz tek bulgarca bilmeyenlerin önünde türkçe konuşuruz.
Daha sonra Sanberkin kitaplara karşı ilgisi artıkça ben kitap okumaya başladım.o zaman bugarca kitapları da ladık babsı okur diye ama bizmki benim okuduğum kitapları okumasını isteyince mecbur  babası türkçe okumaya başladı.İşte artık iki dili birbirne girdi bizimki hangisi daha kolay geliyorsa onu kullanmaya başladı.Ben o anda yanlış yola gitiğimiz düşünüp bir dilden vazgeçmemiz gerktiğini karar vardim.Eşimle ikimiz Sanberk ile konuşunca tek türkçe kullanırız fakat kendi aramızda hala bulgarca devem ederiz.Bu şekilde Sanberk bulgarca kelimeleri duymaya alışmış olur.
Her dört ay bir ay Bulgaristanda geçiriyoruz ordayken türkçe konuşan tek benim.Sanberk mecbur bulgarca öğreniyor.
Şuan yine bbulgaristandayız ve durum değişmedi.Bulgarca konuşmaya çalışırken bilmediklerin yerine türçe kullanıyor.burda ben bulgarca nasıl söylenmesini gerktiğini söylüyorum.İyi şimdi çocuğun kafasını karıştırmayaca mı düşündüm.Bir türkçe bir bulgarca söylemem kafası dah açok karaştırcaktır.Şte burda babsı bana büüyk yardımcı olacaktı ama o yok yanımızda.Şimdi çocuğun kafasını karıştırmamak için onun türkçe kelimelir yandaki insana söylüyorum o ise sanberke:))))))))))) halimiz çok komik dimi:)
ama bu var Sanberk türkiyedeyken ve benimle çok ama çok nadiren bulgarca kelimeler kullanır.Sanırım Hangi dili nerde kullanması gerktiğini anlaıştır.Ene azından bunu umuduyorum.
Ama oyalyın en acısı Eşimel ikimiz daha iyi bulgarca biliyoruz.Bizm için türkçe yabncı bir dildir ve çocuğumuza çok sağlam bir temel vermeiyoruz.Artık kreşe gitiğinde arkadaşlar ve öğretmenlerin yardımıyla türçesi geliştircektir.

Şuan Sanberkin karaşık cümlelri yazmka istiyorum:
  1. Dayço konçe biniyiiii-dayı ata bindi
  2. Didü tuka otu-dede buraya otur
  3. Anne kuçe namanne köpek yokmuş
  4. bobo voda getiii-baba su getir.
  5. Ago guma taAbi tekerleğe tak
  6. saat dva-saat iki
  7. anenanne voda soğut-annane su soğuk

Daha da karışık cümleler de kuruyor zor çözüyorum bazen.Hele son zamanlarda bişey anlatınca bi nefesle anlatıyor.Bir cümle değil 10 tane kelime yan yana koyar ama kelimelerin yeri dağnık anlatıkarı tek ben anlıyorum.Hele şimdi bulgarcayla karışınca durum felaket.


Şimdi Keremin annesi Bahriye ye sormak istiyorum.Biliyorum sen de Bulgaristanda doğudun ailende türkçe konuşuyorsunuz.Sen bulgarcayı ne zamn öğrenmeye başladın.Okuldan nce yokda artık okuldayken.bu konuda bana yardımcı olursan sevinirim.

AYNI ANDA İKİ DİLİN ÖĞRENİLMESİ DOĞRU MU?

AYNI ANDA İKİ DİLİN ÖĞRENİLMESİ DOĞRU MU?

Bu yazıda çok sık sorulan bir soruya cevap bulmaya çalışıyoruz: Bir bebek iki dili birden öğrenmeye başlarsa zihinsel gelişimi olumsuz etkilenir mi? Dil gelişimi geri kalır mı? Bu sorarı konuşma terapisi uzmanı Özlem Akgün Bilgili’den alıyoruz
Okulöncesi Dönemde İki Dillilik (Bilingualism) ve İkinci Dil Öğretim
Ömer 3,5 yaşında, hareketli bir çocuktu. Ancak, gün geçtikçe hırçınlaşmaya ve öfke nöbetleri geçirmeye başlamıştı. Annesi evde tek başına sıkıldığını düşünerek yuvaya başlatmıştı ancak bu kez de oradaki çocuklara vurduğu için şikayetler başlamıştı. Ömer, konuşmaya yeni başlamıştı ve söyledikleri anlaşılamıyordu. Annesi, Ömer’i İngiltere’de dünyaya getirmiş, iki yaşına geldiğinde Türkiye’ye dönmüşlerdi. Annesi İngilizce’yi erken yaşta öğrenmesini istediği için Ömer’le hem İngilizce hem Türkçe konuşmaya çalışıyordu. Yuvada da İngilizce derslerine katılıyordu. Ancak Ömer iki dilde de kendini ifade etmeyi başaramamıştı.
Öyle görünüyor ki Ömer, iki dilli bir ortamda büyümenin getirdiği sıkıntıyı yaşıyordu. Genelde çocuklar iki dili aynı anda edinmekte fazla sorun yaşamazlar. Ancak, bu dillerin ne şekilde sunulduğu, bireysel ve çevresel faktörler çok önemlidir!
Dil, tüm zihinsel süreçlerimizle ayrılmaz bir ekilde iç içe geçmiştir. Düşünmek, hatırlamak, kavramak, dikkatini yöneltmek, algılamak vb. tüm zihinsel faaliyetlerde dil vardır. Dil ve zihin birbirine paralel gelişmektedir. Bu nedenle çocuğun dil gelişimi onun tüm zihinsel gelişimini desteklemektedir. Bebekler dünyaya geldiklerinde içine doğdukları ortamda konuşulan dili edinme potansiyeline sahiptirler. Tüm dünyadaki bebekler doğdukları andan itibaren tüm sesleri çıkarabilme yetisine sahipken, zaman geçtikçe sadece etrafında konuşulan dildeki sesleri tekrar eder hale gelirler. İşte bu noktada farklı dil girdilerine maruz kalan bebekler farklı dilleri edinmeye başlarlar.
“İki dillik” (bilingualism), iki farklı dilde işletişim kurabilme becerisi anlamına gelmektedir. Doğdukları andan itibaren iki farklı dil konuşulan ortamda büyüyen çocuklar doğal bir şekilde iki dili de edinebilmektedirler. Bazı durumlarda üç ya da dört farklı dil konuşulan aile ortamında büyüyen çocuklar söz konusu olmaktadır. Bu gibi durumlar “çok dillilik” (multilingualism) olarak tanımlanır. “Tek dillilik” (monolingualism) ise, yalnızca bir dilin konuşulduğu ortamlarda büyüyen çocukların, bu dilde iletişim kurabilme becerisini ifade eder. Bazı araştırmacılar, farklı dilleri aynı anda edinmenin çocuğun dil gelişimini yavaşlattığını ve iletişim becerilerinin geri kaldığını ileri sürmektedir. Ancak, bu görüşe karşı çıkan araştırmacılar, özellikle ilk üç yılda beyin gelişminin çok önemli olduğunu ve bu dönemde çocuğun dil ediniminin daha kolay olduğunu ileri sürmektedirler. İki yaşındaki bir çocuğun beyninde, bir yetişkine oranla daha fazla sinaptik bağlantı vardır. Beyindeki bu sinaptik bağlantılar kullanılmadığında kaybedilir. Bu nedenle erken dönemde çocuğa iki farklı dil öğretmenin daha avantajlı olduğu vurgulanmaktadır. Dil edinimi, çocuk doğmadan önce başlar. Dil ediniminde en önemli basamak “anlama”nın gelişmesidir. Genelde bebeklerin anlaması konuşmasından 6 ay ileridedir. Dolayısıyla, bebek 6 aylık iken hatta doğumundan itibaren iki farklı dile maruz bırakılabilir. Pek çok çocuk doğal bir şekilde iki dili de edinmektedir.

“Dil edinmek” - “Dil öğrenmek” arasındaki fark nedir?

Dil, insanlarda varolan doğal bir yeti sayesinde kendiliğinden edinilir. Her çocuk kendi dilini duyarak ve duyduklarını taklit ederek edinir. Yani ortada bilinçli ve sistemli bir öğrenme-öğretme durumu yoktur. Dil öğrenmek ise, kişinin istemli uğraşısını gerektirir. Öğrenme bir süreçtir ve aktif çaba gerektirir. Okullarda yabancı dil yabancı dil “öğretimi” artık okulöncesi döneme kadar indirgenmiştir. Çocuğa anaokulunda öğretilen yabancı sözcükler başka ortamlarda kullanılmazsa unutulmaya mahkümdur. Oysa “dil edinimi” sürekli devam eder. Ebeveynlerin bu iki durum arasındaki farkı iyi bilmesi ve çocuklarından ne bekleyebileceklerini net olarak kavramaları gerekir. 3-6 yaş arası çocuklara ikinci bir dil öğretmeye çalışmak ile çocuğun doğal olarak iki farklı dil ortamında büyümesi elbetteki aynı şey değildir. Yapılan araştırmalar ikinci dil öğreniminde 4-6 yaştaki çocukların, 7-9 yaş arası çocuklardan daha yavaş ilerlediklerini göstermiştir. Bunun nedeni ise, 4-6 yaş arası çocukların kendi anadillerine hakim olamayışları, öğrendiklerini paylaşacak sosyal ortamın kısıtlı olması ve okuma-yazma becerilerinin gelişmemiş olmasıdır. Pek çok çocuk anaokulunda öğrendiği sözcükleri belli bir süre sonra unutmakta ya da karıştırmaktadır. Ayrıca bu yaştaki çocuklara genellikle tek ya da iki sözcüklü ifadeler öğretilebilmektedir. Bu da çocuğun iletişim ihtiyacını karşılamamaktadır. İki farklı dil konuşulan ortamlarda büyüyen çocuklar ise aktif olarak iki dili de duymaya ve kullanmaya devam ederler. Dolayısıyla edindikleri diller daha kalıcı olur.

İki dili eşzamanlı edinmenin avantaj ve dezavantajları nelerdir?

İki farklı dili doğal ortamlarda edinmek pek çok yönden avantaj sağlamaktadır. İki farklı dil iki farklı düşünme biçimini geliştirir, çocuk farklı kültürleri tanımanın sosyal avantajlarını kullanır. Eğer çocuk, her iki dili de anadilini konuşan kişilerden duyarak ediniyorsa, bu dilleri aksansız konuşabilir. Ancak bu durum, çocuk her iki dili de eşit olarak duyma ve konuşma fırsatına sahip olursa gerçekleşir. Örneğin, Amerika’da doğup büyüyen bir çocuğu düşünecek olursak, evde ebeveynleri anadilleri olan Türkçe’yi kullanacak, okulda ise öğretmen ve arkadaşlarıyla İngilizce konuşacaktır. Eğer, bu durum süreklilik arzeder, okuma-yazmayı da her iki dilde öğrenir ve kullanırsa, her iki dili de aksansız konuşup, iletişim kurabilecektir. Buna karşın, zamanla evde Türkçe yerine hakim dil İngilizce olmaya başlarsa, ki zamanın büyük bölümünü okulda geçiren çocuk bu dili ev ortamında da kullanma eğilimi gösterecektir, çocuğun dominant dili İngilizce olacak ve Türkçe’deki yeterlilik düzeyi azalacaktır. Bu durum ileride dezavantaja dönüşebilir. İngilizce’yi sonradan öğrenmiş ve bu dile çok iyi hakim olamayan ebeveyn ya da diğer akrabaları ile çocuk arasında iletişim güçlüğü yaşanabilir. İkinci dil edinimi üç yaşından sonra başladığında, çocuk bir süre iki dil arasında bocalayabilir ve ilk edindiği dil gelişiminde yavaşlama olabilir. Ancak belli bir süre sonra çocuk duruma uyum gösterebilmektedir. İkinci dil ediniminin ilkokul dönemine denk gelmesi de çocuğun akademik yaşantısında dezavantaj yaratabilmektedir.

İki dilli çocukların dil gelişimini hızlandırmak için nelere dikkat edilmelidir?

İki farklı dil edinmek durumunda kalan ya da çocuklarına iki farklı dili eş zamanlı edindirmek isteyen aileler, çocuk doğduğu andan itibaren her iki dili de eşit olarak kullanmalıdırlar. Bu konuda uygulanabilecek yöntemlerden biri; çocuklarıyla konuşurken eşlerden birinin bir dilde diğerinin öteki dilde konuşması ve bu konuda kararlı olunmasıdır. Genellikle ebeveynlere kendilerini en kolay ve net ifade edebildikleri dilde konuşmaları önerilir. Ya da ebeveynlerden hangisi ikinci dile daha hakimse o dilde konuşmalıdır. Bir başka yöntem ise, ev ortamında tek bir dilin kullanılmasıdır. Çocuk ikinci dili okul ortamında edinir. İki dilli çocuklar sık sık her iki dili bir arada kulanma eğilimi gösterirler. Örneğin, “annem bana yellow etek aldı” diyen çocuk kendini bir şekilde ifade etmeye çalıştığından, bu gibi durumlarda ebeveynler çocuğu anladığını göstermeli ve doğru model olmak için aynı cümle ya da ifadeyi kendi konuştukları dilde yeniden ifade etmelidir. Dil, kullanma ihitiyacı duyulduğunda geliştirilebilir. Dolayısıyla, çocuğa her iki dili de kullanabilmesi için olanak yaratılmalıdır. O dili konuşabileceği farklı kişiler ve farklı ortamlar sağlanmalıdır. Çocuğun her iki dili de farklı cinsiyetlerden ve değişik yaş (genç, çocuk, yaşlı) gruplarından duyması da yararlı olacaktır. Ebeveynler bu gibi farklılıkları yaratmak için özen göstermelidirler. Evcilik, doktorculuk gibi rol yapmayı içeren oyunlar ebeveynler ile oynandığında çocuğun dil gelişimine çok büyük katkı sağlamaktadır. Aynı zamanda, ebevynlerin o anda yapmakta oldukları iş ile ilgili konuşmaları da, çocukların görme ve işitme duyularını aynı anda kullanmalarını sağladığından daha etkili bir yol olmaktadır. Çocuklarının dil gelişimlerini hızlandırmak isteyen ebevynler, çocuğun cümlesini yeniden farklı sözcüklerle ifade etme metodunu da uygulayabilirler. Örneğin, çocuk “bu ağaç büyük” dediğinde ebevyni “evet, o kocaman bir çam ağacı” diyerek çocuğu onaylamanın yanı sıra yeni sözcükler de öğretmiş olur. Masal okumak, hikaye anlatmak da yeni sözcük ve cümle yapılarını öğrenmelerini destekler. Aynı sözcük ya da cümlenin tekrarlandığı şarkılar ve hareketli oyunlar dil edinimini eğlenceli hale getirecektir. Elbetteki yukarıda bahsedilen bu aktivitelerin her iki dilde de eşit olarak yapılması çok önemlidir. Ancak, çocuğun kafasını karıştırmamak için her ebevyn sadece en iyi konuştuğu bir dilde bu aktiviteleri gerçekleştirmelidir. Ebevyn, aynı anda bir sözcük ya da cümleyi iki farklı dilde kullanmamalıdır!! Çocuğun kişlik yapısı da dil edinim hızını belirlemektedir. Meraklı, girişken, soru soran ve iletişim kurmayı seven çocuklar her iki dilde de hızlı ilerler. Utangaç, hata yapmaktan korkan, iletişim motivasyonu az olan çocuklar daha yavaş ilerler. Ebeveynlerin unutmaması gereken önemli bir nokta; çocuğun daha fazla duyma ve konuşma fırsatı bulduğu, okuma-yazmayı öğrendiği dile daha hakim olacağı ve az kullanılan dilde daha az etkin olacağıdır. Dolayısıyla 5 yaşında her iki dili de akıcı bir şekilde kullanabilen bir çocuk, okuma yazmayı yanlız bir dilde öğrenirse o dilde daha etkili olacak ve kullanmadığı dili zamanla unutacaktır.

Hangi durumlarda ikinci dil öğretilmemelidir?

Çocuk üç yaşına geldiği halde iki dilden birinde 2-3 sözcüklü cümle kuramıyorsa, söylenenleri bazen anlıyor bazen anlamıyorsa, zihinsel engeli, işitme engeli, gelişimsel gerilik veya öğrenme güçlüğü varsa öncelikle bir dilde hakimiyet kazanmasını sağlamak amaçlanmalıdır. Çünkü, herhangi bir dilde iletişim kuramayan çocuk agresif tavırlar sergilemeye veya kendi iç dünyasına kapanmaya başlayabilir. Bu gibi durumlar söz konusu olduğunda çocuğun bir dilde (içinde bulunduğu sosyal çevre büyük oranda hangi dili kullanıyorsa) kendini ifade eder hale gelmesi için çaba sarf edilmeli, ikinci dil sunulmamalıdır.

İkinci dil öğretmine ne zaman ve hangi durumlarda başlamak uygundur?

Eğer çocuk bilingual değilse, yani ebeynlerinin anadili ile içinde bulunulan toplumda kullanılan dil aynı ise burada “dil ediniminden” değil “dil öğretiminden” bahsediyoruz demektir. İkinci bir dil öğrenmeye başlama yaşı konusunda da farklı araştırmacılar farklı görüşler ileri sürmektedir. Bazıları çocuk kendi anadilini tam olarak edinmeden ikinci bir dil öğretmenin anadilin edinimini gerilettiğini ileri sürmektedir. Burada esas olan nokta şudur; 3-6 yaş arası bir çocuk kendi anadilinde anlaşılır olarak isteklerini, duygu ve düşüncelerini ifade edebiliyor, soru sorabiliyorsa, ikinci dil öğretmeye çalışmanın olumsuz etkisi olmayacaktır. Ancak, daha önce de belirtildiği gibi, yapılan araştırmalarda 3-6 yaş arası ikinci dil öğretilen çocuklar ile 8-12 yaş arası ikinci dil öğretilen çocuklar karşılaştırıldığında, büyük yaştaki grubun daha hızlı bir şekilde öğrendiği, ayrıca öğrenilen dilde unutmanın daha az olduğu görülmüştür. Bu araştırma, okulöncesi dönemde ikinci bir dil öğretmenin büyük avantaj sağlamadığına işaret etmektedir. Aynı araştırmada yetişkinlik dönemi ile 8-12 yaşlar karşılaştırıldığında, bu kez yaş ilerledikçe dil öğrenmindeki başarının azaldığı görülmüştür. Dolayısıyla, ikinci dil öğretmek için en uygun yaşlar ilköğretim yıllarına denk gelmektedir. Aynı çalışma ve yapılan diğer benzer çalışmalar, okul yıllarında öğrenilen bilgilerin yetişkinlik döneminde kullanılmaması halinde hızla unutulduğunu da göstermiştir. Okulöncesi dönemde, kendi anadilini kullanmakta sıkıntı yaşayan çocuklar söz konusu olduğunda, ikinci dil eğitimi vermek çocuğun daha fazla problem yaşamasına neden olabileceğinden önerilmemektedir. Anadilini çok rahat kullanarak kendini ifade etme becerisine sahip olan çocuklarda ise ikinci dil öğretiminin olumsuz bir etkisi yoktur. Hatta bir çok araştırma anadilini normal süreçlerde edinmekte olan çocuğa ikinci dil öğretmenin, çocuğun ikinci dile daha hakim olabilmesini kolaylaştırdığını, her iki dilde düşünebilme yetisini geliştirdiğini göstermiştir.


Özlem Akgün Bilgili

Uzm. Dil ve Konuşma Terapisti

1 Ağustos 2010 Pazar

Bebeklerde bir mucize daha

İki dilin konuşulduğu bir ortamda, bebeklerin anne karnından itibaren diller arasındaki farkı ayırt etmeyi öğrendiği ortaya çıktı.


"Psychological Science" dergisinde yayımlanan araştırmada, bilim adamları yeni doğan bebekleri iki gruba ayırdı. İlk gruptaki bebekler anne karnında sadece İngilizce, ikinci gruptakiler ise hem İngilizce hem de Filipin dili Takalotça duymuştu.

Bebeklerin hangi dili tercih ettiğini belirlemek için bilim adamları, emme refleksini ölçtü. Refleksin artması bir uyaran olduğunu gösteriyordu.

İlk deneyde, bebeklere dilin, her dakika İngilizce ve Takalotça arasında değiştiği 10 dakikalık bir konuşma dinletti.

Anne karnında sadece İngilizce duyan bebekler konuşmanın İngilizce olduğu bölümlerde daha fazla emme refleksi verdi. Her iki dili anne karnında duyan bebekler ise bu dillere farklı refleks vermedi.

İkinci deneyde bir kişi bebeklerle İngilizce ya da Filipin dilinde konuştu. Başka bir kişi de ilk kişinin konuştuğu dilde ve diğer dilde devam etti. Anne karnında iki dil duyan bebeklerin emme refleksi, ikinci kişinin ilk kişiden farklı dilde konuşması sırasında artmadı.

Araştırmaya imza atanlar, çift dilli bebeklerin iki dil arasındaki farkı ayırt edebildiğini belirterek, "Hayatın ilk anlarından itibaren çift dilli bebeklerin iki dili birbirine karıştırmaması için bir mekanizmanın var olduğunu" da vurguladı .(aa)