dil gelişimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dil gelişimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ağustos 2012 Çarşamba

Sanberk 4 yaşında ve gelişimi







Bu yaşta ışık hızıyla hareket ederler. Merdivenleri koşarak çıkarlar, bisiklet ile fırlarlar, evin bir ucundan diğer ucuna tabana kuvvet koşarlar. Üç yaşındaki nispeten daha sakin çocuğunuz, bir fişeğe dönüşür. Ara sıra davranışları (gürültülü, sert, kavgacı) size yeni yürümeye başladığı çalkantılı dönemdeki davranışları hatırlatabilir. Fakat korkmayın. Bu zor dönem genellikle kısa sürelidir ve beşinci doğum günlerine ulaştıklarında sakin, aklı başında ve kendine güven duygusuyla dolu olacaklardır.

DİL YETENEKLERİ

Normalde bu yaşında kelime haznesi 1500 sözcüğe ulaşmaktadır:))))Sanberk 'in kelime haznesi ne kadar bilmiyorum ama her gün artığına farkındayız eskisine göre daha yavaş artsa da.Kurduğu cümleleri daha düzgün daha anlaşılır oldu.
''Bugün neler yaptın?'' sorusuna ilk anlatılan olay genelde en son yaptığı şeydir''.Sonra sabahtan akşama kadar anlat '' dediğimde tam anlatmaya başlar.
En çok hoşuma giden ise rüyalarını anlatır,neler görmüş ve en önemlisi neler hissetmiş.Bence eğer bir çocuk duygularını anlatabiliyorsa anne ve baba için her şey çok daha kolay oluyor.Çocuk ağlamak yerine hissettiklerini anlatırsa anne ve baba daha kolay çözüm bulur. Bunu da unutmalıyız ki bazen çocuk çok fazla heyecanlı veya yorgun olunca çok değişir bildiği tüm kuralları unutur anneyi babayı çıldırma noktaya  kadar getirebilir:))))))))))

SOSYAL YETENEKLER


 Bu senenin en büyük gelişme diyer çocuklarla birlikte oyun oynamak.Önceden birlikte değil daha çok yan yana oyun oynardı.Artık sevdiği arkadaşları var aynen onun gibi hareketli kahramanlık oyunları sevenler,koşmak zıplamaktan yorulmayan afacanlar.

Oyunlarda lider olmak ister oyunlarda hep birinci hep kazanan tarafından olmak ister.Kaybetmeyi istemez ve zor kabul eder.Bizimle oynarken kaybettiğimiz zaman biz sakinleştirmeye çalışır.Sonraki sefer sen birinci olursun anne üzülme sonuçta önemli olan oyun oynamak dese de kendisi kaybedince bu sözler pek geçmez:)))))))
Öncesine göre çok daha sabırlı ve anlayışlı oluyor.İsteklerini ertelemeyi ve beklemeyi öğrenmiş sayılır(yeter ki keyfi yerinde olsun).
sık sık görüştüğü insanların yokluğunu hisseder onları arar konuşmak görüşmek ister.Tanımadığı insanlara karşı bazen çok konuşkan olurken bazen agresif olabiliyor.bu tamamen o anki ruh haline göredir:)Bazen iletişim kurmayı zorlansa da genelde dışa açık konuşkan ve iyimser bir çocuktur.

DUYGUSAL GELİŞME

Çok şımarık ve yarma gözükse de aslında söz dinleyen bir çocuktur yeter ki yorulmuş veya sıkılmış olmasın.Genelde ev işlerde çok yardımcı,bunu yap bunu getir bunu topla dediğimizde çok karşı çıkmaz .Yorgun ise yorgunum der yardım ister.Fakat canı sıkılmış ise memnun değilse sinirlenir aynen benim sinirlenme tarzımı taklit eder.:(((((
Kendi ve karşı cinse çok merak ediyor.Vücut farklıları ve rolleri ayrı olduğunu farkında ve çok merak ediyor.Bu konuda çok anlatacaklarım var ayı bir pos konumuz olsun.

FİZİKSEL DEĞİŞİKLİKLER

Bu senede benim için en önemli gelişme kendi kendi üstünü değiştirmektir.Ne giyeceğini seçeci bir çocuk olunca bazen çok yoruyor beni.Ben birşey giydirdikten sonra o beğenmeyip çıkartmamı istemesi beni çok sinir ediyordu.Artık kendi kendi seçer pijamasını çıkartır giyinir.Of be yeniden doğudum sanki:)Tabi bazen bizden ufak yardım ister.

El becerilerine gelince çok büyük bir gelişim olduğunu söylemek yalan olur.Evet her hareket daha düzgün oldu daha güvenli ama bana göre daha büyük bir ilerleme olmalıydı.Kare veya üçgen şekilleri kolay kesebilir ama bir daire kesemez.Henüz bir sayı veya harf yazamaz ancak beni taklit ederek benzeyen bir şey yazar.

ZORLUKLAR
Bu sene iki büyük sorunları çözdük:)Birincisi tuvalet iki ay bir süreçten sonra hem gündüz hem gece bezlemekten kurtulmuş olduk ( konuda hiç yazmadığımı fark etim ayrı post hazırlayacağım).
İkincisi çok daha önemli benim için yemek sorunu.Artık tv veya pc önünde yemek yemek yok.Normal bir aile gibi üçümüz otutup sohbet ede ede tatlı tatlı yemeğimiz yiyoruz.Hala ben yedirsem de memnunuz bu durumdan.bu sene biraz daha cesaretli olup kendi kendi yemeye başlar diye umut ediyoruz.


Diyer bir sorun hala tama çözülmemiş olan ...ÖFKEsini kontrol etmektir.Çok ilerleme yaşasak da çalışmalarımız devam ediyor.Çalışmalar deyince öfkemiz kontrol etmeyi ailece öğreniyoruz.Anne ve baba kendi duygularını kontrol etmeyi bilmiyorsa çocuğundan böyle bir mucize beklemesin.



Genel olarak 4 yaşındaki Sanberk sağlıklı canı yakın neşeli bir çocuk.Mutlu büyümesini  için anne ve baba elinden geleni yapmaya çalışıyor:)

22 Ocak 2011 Cumartesi

Bu ay Sanberk teki gelişmeler-29 aylık

Bu ay En büyük gelişme oynadığı oyunlarda oldu.Daha önceki aylarda da bir oyuncaktan başka oyuncağa ceviyiordu hayali oyun oynardı fakat bu ay elinde bişey yokken bak ben bir çiçek buldum buyurun anne bu senin için al kokla:)demekle başladı bu oyunu.Artık yere oturup gel anne uçağa binelim ben pilot sen yardımcı pilot ol hadi uçuyoruz:)Ve böyle bütün gün oynarız hiç oyuncak kullanımıyoruz bile:)
Geçen ayki gibi kitaptaki okuduklarını canlandırmayı sever.Ama  bu aydaki değişmeler oldu sadece kitaptan değil artık bütün yaşadığı günlük olayları gördüğü şeyleri canlandırır.Artık farklı senarioları yazıp bana emir veriyor Anne sen bunu söyle ,sen bunu yap ,yok yok anlamadın bak böyle anne iyi dinle:).
Koltuğun yüstüne binince ben de fazla ilgi göstermeyip belki bu işten vazgeçer düşünürken birden anne bana ordan inermisin de,der.Ben de tekrarlıyorum...inecek diye düşünerek ama nerdeeeeee..Hayır anne inmeyecem diye cevap alıyorum.Ben çatışma ve tartişma olaylara girmek istemeyince o illa hayır demek için bir yol buluyor.İşte illa hayır dönemi yaşayacaz ya biz de:)kaçamak yok galiba:)

Diyer olumlu gelişmesi resimlerde buluyorum.Hala öyle çok güzel ve analaşılan resim beklmiyorum tabiki:)ama en azından ilgisini artı benim istediğim buydu:)Ama insan yüzü çizmeyi öğrendi evet öğrendi ben ona gösterince  çizmeye başladı.Demekki göstermem gerekiyormuş.Burda not ediyorum bundan sonra oturup ikimiz resim çizeceğiz:)

Bu da göserdiğimden sonra ilk çizmek istediği babası oldu.
 kendisi:)Renkleri seçince hep kırmızıyı tercih ettiğini fark ettim geçen aylarda mavi tercih ederdi.
 Bu da bir çocukmuş:)Bu daha sonra insan yüzü çizmemsmiz baya ilerledi diyebilirim)

Dİl gelişimine gelince ne söyleceğimi bilmiyorum.Sanberkin yaşıtlarla karşılaştırma imkanım olmayınca tam emin değilim durumumuz ne seviyede.ama şu varki biraz daha iyi olması gerekiyordu şimdi.Fakat iki dil birden öğrenince biraz geride kalıyor.Çok sıkılmıyoruz bu konuda önemli olan ilerlesin bir gün iki dili çözüp yaşıtlarına yetişir.
Geçen ayda olumsuz ekler kullanmak yerine her kelime önünde hayır derdi örneği hayır yapmak hayır yemek  bu da bulgarcadan kaynaklaniyor.Bulgarcada olumlu fiilin önünde hayrı değip olumsuz şekline dönüştürüyor.Her zaman değil tek tük hatırlattım ve bu ay türkçe grameri kullnmaya başladı aa hala hayır kullanması daha çok tercih ediyor.İlerdeki aylarda bu da çözülecektir.Biraz daha zaman vermemiz gerek.
Geçen ay bahsettiğim abilir eki de hala kullanmıyor anlamadığı için değil dili dönemiyor söyliyemiyor.Baya zaman alacak gibi gözüküyor.Şimdilik geniş zamanı kullanmakla kalıyoruz.ama bu da çok hoşuma gidiyor beni mbişey yapmamı istediğinde ve benim pek sevmediğimi bilince ANNE apayimısin demesine dayanamıyorum:)Kocaman gülümsem ve tamam oğlum ile onu ödülüyorum:)
Soru eki de bu ay kullanmaya başladı hala çok kez ses tonuyu değiştirirek soru sorar ama birk kez mı,mi,mu,mü kullanmaya başlayınca devamı geliyor:)

Dİli gelişimide en büyük yardımcımız kitaptır.Bu ayki en sevdiğimiz kitaplar Küçük suyagırı hikayesi ve favorimiz Benekli faremi gördünüzmü? kitapaları en çok okuduğumuz kitaplar oldu.


Bu ay kafanda iki konu takıldı hep:)Kim kimdir?Anen ben kim?Anen baba kim?Ve öyle herkes için.
Sonra anne senin çocuğun kim-sen oğlum.
Anne babanın çoğu kim..aynı cevap.
Anne baba kimin çocuğu?
Anne babaanennin çoğu kim?
Dedenin?Hayır anen baba onların çoğu değil o benim babam.....
ah oğlum evet senin baban ama onların çoğu...anlat analt ama anlamaz...eh bir gün anlarsın yavrum şimdi dhaa beklmek lazım.
sorular öyle aile arasındaki akrabalık dereceyi çözmeye çalışırken daha çok kafasını karıştı:)
Bide bize isimlerimizle çağırmayı çok seviyor:)Halası için de hala babaya abi diyor sana Fikii diyor der ve kahhka atıyor çok komiyeye geliyor mayamuna:)

Anne-oğlu ilişkimiz iyi gidiyor ben  daha çok sabırlı ve rahat anne olmayaı öğrenirken oğlum Anne seni çok seviyorum sık sık söylmeye başladı.Önceden benim ilgimi çekmek için hele uyandırmak için parmaklarıyla gözüme sokarken artık bir ,anne çok seyiyommm deyip öper.O anda kim ilgi vermezki ne yaparsam yapayım anında işimi bırakıp ona dönüyorum:)Böyle bağırmakla vurmakla değil insanlara sevgi göstererek kazacağını mesaj vermek istiyorum.
Baba-oğlu ilişkiye gelince :(((((((çok çağresiz hissediyorum kendimi:(Aslında Sanberk bebasıyla birlikte en eğelenceli saatleri geçiriyor ama aynı zamanada çok da sorunları yaşıyoruz.Bununla nokta koyurum bu konuda sonraki postam tek bunu için yazmak istiyorum ve sizden fikir görüşleriniz bekliyeceğim.
Ayni şekilde diyer çocuklara karşı çok ilgili birlikte oynamak istediğine rağmen çocuklara sıkma ve tırmanma hala bırakmıyor.Bu sorunumuz bir yıldır var aslında ama zaman zaman kayboldu geçti gibi sonra birden yine ortaya çıkıyor.Çok sebe buldum ama hala hiçbir çözüm bulamadım.Sonraki postada onu da ekleyim.

29 aylık Sanberk için daha ne deyim yaramaz ve yaramaz her çocuk gibi:)Sağlıklı olmasını en büyük hayalim.dualarım tek bunun için.Alllah tüm çocuklara kurusun hiç hasta çocuk olmasın.

24 Aralık 2010 Cuma

28 aylık Sanberk


Untitled from fikriye natıkova on Vimeo.

(ilk söylediği türkçe kuzu kuzu me tekerleme ikinci ise bulgarca kose bose)
Ne zamnadır 24 aylık Sanberk!in gelişimini yazmak istedim ama bir türlü yazamadım.Bugün yarın derken baktım 24 değil 28 aylık Sanberki yazacağım:)

Hareket gelişimi için fazla yazamayacağım açıkçası bu ayda neler yapabilir çocuklar pek bigim yok ve araştırmadım da.Bana göre iyi gidiyoruz şimdilik merdivenlerden rahatlıkla iner çıkar artık merdiven türüne göre duvara tutnarak veya tutmadan iner veye çıkar.Parkataki sağalncaklara rahatlıkla biniyor çok yüksek ise biraz yardımımı istiyor.Kendi yatağına kolaylıkla biner -iner,yemek sandaliyesinde de durum aynı masaını çıkatmadan ordan çıkmaya başarabiliyor.Tırmınma konusunda iyidir diye düşünüyorum.Tabiki bazen biraz becereksiz hareketli yapsa da doğal buluyorum ben.

El beceri bu ay biraz daha gelişti-maşa,makas ve cımbız kullnamayı öğrendi.tabiki bunların türüne göre başarası ölçüsü değişiyordur.Kayıt kesmeyi çok sevdi bu ay bol bol kesiyoruz.Anca kordela şeklinde hazırladığım kayıtları kesebiliyor.Öyle şekil kesin vbs bahsetmiyorum.Makas kullanmasında hala daha çok öğrenecek var.
kalem tutmakla sorun yaşıyoruz daha küçük yaşlarda çok güzel kalme tutyor diye dr şaşırmıştı ben ise çok gururlanmıştım.Ama sevincim fazla sürmedi ...daha sonra kalemi sigara olark görüp çizmek yerine sigara taklidi yapmaya başladı ve hala o alışkanlığı var.nasıl unutcaz munu???????????Şimdi bişey çizdiğinde sigara yerine kalmei koyar ve öyle çizer.Artık 2.5 yaşa yaklaştık ama hala öyle bizim anlayacağımız bir şekil çizmedi.Çok nadiren yüz şekli çizdi ama o anda tuturdumu bilmeme.Tek çizdiği şeyler yollar,araba lastiği,yağmur-kar.Aslında küçücük şeyler de çizer minacik şeyler ve ne olduğunu sorarsan resmen hikaye anlatıyor....:)Harfler ve sayılar çok ilgini çekiyor ama nedense onları öğreteyim diye bir hevesim yok henüz.Bilmeme öğretmeye kalkarsam sıkılıp daha sonra ilgisiz kalır diye korkuyorum.Onun için zamanına bıraktım bu konuyu.Şimdilik tek kendi harfini yazılmasını öğretim ama bulgarcası daha kolay diye bulgarca s=c yani bu yaşta kolay yapabilecek bir harf.

Dil gelişimi için neler yazayım.Durumu  ne çok ilerde ne çok geride aylarına normal olduğunu düşünüyorum.İkili cümle kurduktan sonra soru cümleleri de başladı.İlk sorusu Bu ne olduktan sonra hızlı bir şekilde sorular arttı.bu kim?Bu Kimin?Nerde/nereye?Nerden?şuan en çok soran su bunlar.Bu ay tek tük neden sorusu da başladı ama henüz abartılı noktasına uğlaşmadı sanırım hala çözmeye çalışıyor.

Diyer bahsetmek istediğim şey BEN konusdur.Daha önceden de yazdım Sanberkte bu sürekli ben ben kullanmasını görmedik.Ben ve sen ağırlık verdiğime rağmen fazla kullanmıyor daha.Aslında ben,sen,o,siz,onlar çok doğru kullanıyor buna şaşırıyorum ben.Tek tükçeside değil bulgarcada da çözmüşki bulgarcada o için ingilizceye benzeyen şekilde üç farklı o kullanılır.Belki tamamen çözmesi için biraz daha zaman gerekiyor ona.Şimdilik anne .baba ve kendine BAÇİ demesi daha kolaydır onun için.Biz de bu günleri bidaha yaşmayacağımız için doyasıyla yaşamak istiyoruz:)

Hiç anlamadan 10 kadar saymayı öğrendi,aslında sayıları için az da konuşmuyoruz sürekli sayıları kullanarak konuşuyoruz onunla.BUlgaristanda son ziyaretiğimizde sayıları bulgarcasını da öğrenmeye başladı tam saymıyorsa da türçe sayıların karşılığını biliyor.Ben bir dediğimde o hemn edno der ...böyle 10 kadar.Yine aynı zamanda ilk bulgarca tekerlemsini de öğrendi:)ama başak bozuk bir bulgarca da olsa çok çok sevindim.Türkçede ise 4 tanesi biliyor ama yine benim yadımımdan ihtiyacı var sonuna doğru unuyor.

Bu son aylarda oynadığı oyunları da çok değişti.Önceden güzel bir oyuncak ver oynaması için yeterlidiri.Şimdi ise kitap canladırıyoruz farklı rölü alması çok hoşuna gidiyor.En sevdiği rölü tavşan rölüdür.bol bol sıplar:)))))))birkaç çeşit sıplam yöntemlerimiz de var:)sek sek oyunu gibi bitanesi bir ayakla(o çok komik tam yapamıyor daha),bi tanesi hem döner hem sıplar diyeri de yandan sıplamk en sevdiği bu:)

Başka ne yazayım açıkçası aklıma gelmiyor......Sabah-akşam kullanır ve ne olduğunu anlar,geç-erken de öyle.Bugün kullanır ve anlar.Yarın dediğimde bugün olmayacağını biliyor ve itraz etmiyor,çünkü olacağı biliyor ama tam ne zaman bilmez daha.
Günaydın-Dobro utro(bg)
iyi geceler-leka noşt
tatlı rüyalar-sladki sınişta
bay bay-çao
güle güle hoşçakal
görüşürüz-dovicdane
yine gel-pak da doydeş
bize gelin-ela v nas
özür dilerim-izvinavay
teşekkürler-mersi
buyuruzapovaday
şerefe-nazdrave
nasılsın-kaka si
iyiyim-dobresam
seviyorum-obiçam te
özledim
bişey olmaz
ikimiz,üçümüz,hepimiz
bunarı doğru yerde kullanır.
Benim hoşuma giden şeyi ise ondan bişey istediğimde bu anne için değil Baç içindir demsi çok tatalı çok hoş geliyor kullağıma:)
Diyer ise gibi.Nedense bu kelimeyi kullanınca çok şirin oluyor.Baçi(Sanberk) abi gibi büyük olacak ve olula gidecek der hep.
Bu aralarda genç daha genç,yaşlı ve daha yaşlı çözmeyie çözüyor.Sen büyüdünce ne olacaksın sorduğumuzda ilk önce büyük çocuk olacağım okula gidecem diyor sonra bab olacağm sonra doktor.dokturumuz 50 yaş civarında olduğu için babasından büyüktür ve böyle bir sıralma yapıyor.bu konuda bir çalşmamaız olmalıdır.Maden kafanda böyle bişey var açıklamak lazım.ama ne yapabilirzki?!

Yazınca da rica ederim eksiğimiz olduğunu gördüm konuşurken buna da dikkat etmeliyiz ailece:)Bide edebilir misin yapabilirmisin de unutmamak lazım.Ailde fazla kullanılmayan bir şey.Sanberk ise sorunu çözdü.Bişey yapabilirmiyim soracağı zaman ses tonu değiştirirek sorar.Fakat bunu yakında duyacağımız sanmıyorum çünkü r harfimiz hala eksik aynı şekilde l harfi de zorluyor bizi.S.Ş,Z hafrleri de birçok kez birbinin yerlerini alır.Bazen s yerine z ve tersi söylerek kullanıyor.

Şarka durmumuz  hala belli bişey söylemiyor bağrıyor tek.Ama bu konuda biz de suç evde müzük falan pek duyluan bişey değil.Hele anne pek hiç kaldırmıyor  müziği.Ama hedefim bu durumu değiştirmektir.Bunun için sizden güzel çocuk şarkılar cd lerin tavsiyleriniz bekliyoruz:)Şimdi Sanberkin en sevdiği grub Jones Brathar Grup.Onları açtığımda oturup gözünü kırpmadan izler ve dinler.

Aslında daha yazaklarım var ama çok oldu devamı başka bir postada olsun.

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Sanerk'in iki dili öğrenmesi

Önceki iki postamı bu postaya bir giriş olarl olsun.

Sanberk'i anlatmadan önce kendim ve eşim için bahsetmek istiyorum.İkimiz bulgaristanda doyuduk orda kreş,okul ve liseye gittik.Fakat ikimiz için bulgarca anna dili değil.Eşim kırım tatarlı kökenli benim ise pomak türkleri kökenliyim.Anlaşılı bulgarca ikinci dilimiz.Fakat o ortamı olduğumuz için anna dili kadar bulgarcamız da gelişmiştir ve hiç aksen olmadan konuşabiliyoruz.Şimdi ise Türkeyede yaşıyruz ve gelecekte en az 15 sene daha türkiyede kalmayı düşünüyoruz.Belli değğil belki de hiç gitmeyiz:)
Fakat burda yaşasak da Bulgaristanla bağlıntımız kopmuyor benim annem babam ve abim orda.Şimdi sık sık gidebiliyoruz ilerde belki daha az gideriz ama yine hep gitmeye çalışrız.Sorun burdan çıkıyor.Oğlumuz için hangi dil anna dili olsun diye seçemdik.Seçeneklerimiz 3 tane Türkçe,Bulgarca ve Tatarca.Tatarcayı hemn çıkartık kaldı türkçe ve bulgarca.İnterttee çok araştırdım ve iki dili birden öğretmesini karar verdik.Bazılara göre çocuğun için gelişimi için olumsuz görüyor bazılar ise tam tersi konuşması gecekse de beyin gelişi olumlu etkilendiğini savunuyorlar.
Hengiis daha doğuru bilemeyeceğim ama şu varki bizim seçeneğimiz yok çünkü Sanberk iki dili öğrenmek zorundadır.Türkeyde türkeç konuşmak zorundadır,burda kreşe daha sonra okula gidecektir.Bulgaristanda ise benim tüm ailem Sanberkin anne tarafı ailesi hepsi burda.Onlarla iletişime girebilmek için bulgarca bilmek zorundadır.
Siznle kendi tecrubemi paylaşmak istiyorum.
Aslında yolumuzun henüz başlangıçtayız ama çok önemli bir noktadayız diye düşünüyorum.
Eğer çocuğunuza birden iki dilin öğrenmesini istiyor ve bununla gelişimine engel olmak istemiyorsanız bazı dikkat etmesi gereken noktalar var.Yalnız ben bir profesyonel kişi olarak değil bir anne olark yazıyorum.
  • İlk önce ailede hangi ebey hangi dili konuşacağı karar verilmedir.Ve bir kez bir dili seçip daha sonra değiştirmememek lazım.Bu şekilde çocuk iki farlı dilin olduğunu bilecek ve konuşunca iki dili birden konuşmayacaktır.
  • İkinci ebeyveler konuşacağı dili seçerken iki dil arasında daha iyi bildiği dili seçmelidirki bu şekilde çocuğuna daha iyi bir öğrenk olacaktır.
  • Üçüncüsü iki dili aynı zamanda eşit şeklinde öğrenebilmesi için her iki dilden konuşulan ortma bulunması gerek.
  • Dört.Çocuğunuz sizin konuştuğu dilden size bir şey anlatıyorsa siz dinleyip kendi dilinizde anlatıklarını anlatabilirsiniz,soru sorduysa yine kendi dilinizde cevap verilmesi gerk.
  • beşinci.Bazen çocuklar bir dilde konuşunca şuan aklına gelmeyen veya bilmeyen kelimeyi diyer dilden bildiğini kulanırlar.Bu durmda çocuğa kızmayıp anlamaış gibi sanki bişey olmamış gib davranıp onun söylediği cümleyi tekrarlayıp bu sefer doğru kelimeyile söylenmek lazım.Bu şekilde çocuk unuttu kelimeyi hatırlatır veye bilmiyorsa öğretilmiş olur.

Şimdilik dikkat ettiklerimiz bunlar eminim ilerde daha falz aolacaktır.
Hepsi bunları dikkat ederk bizde durum nasıl:))))))))))))):((((((((((((((((
İlk baştan planımız çok iyi gidiyordu.Ben türçe eşim bulgarca konuşurduk oğlumla.Sekiz aylıkken birkaç hayvan ve seslari,ailedeki birkaç ev eşyalrı hem türkçe hem bulgarcan bilirdi.Fakat 8 -12 aylığını Bulgaristanda geçirmiştik.Orda ben türkçe konuşmaya devam ettim ailem ve etraftakiler bulgarca konuşuyordu.Yine iki dili paralel gitmeye devam etti.
Ama daha sonra ne yaptık ne ettik diller birbirne girmeye başladı.Sebeb eşim anlamadan bulgarca konuşmaya braktı türkçe ile devam etti.Eşimle kendi aramızda bulgarca konuşuruz tek bulgarca bilmeyenlerin önünde türkçe konuşuruz.
Daha sonra Sanberkin kitaplara karşı ilgisi artıkça ben kitap okumaya başladım.o zaman bugarca kitapları da ladık babsı okur diye ama bizmki benim okuduğum kitapları okumasını isteyince mecbur  babası türkçe okumaya başladı.İşte artık iki dili birbirne girdi bizimki hangisi daha kolay geliyorsa onu kullanmaya başladı.Ben o anda yanlış yola gitiğimiz düşünüp bir dilden vazgeçmemiz gerktiğini karar vardim.Eşimle ikimiz Sanberk ile konuşunca tek türkçe kullanırız fakat kendi aramızda hala bulgarca devem ederiz.Bu şekilde Sanberk bulgarca kelimeleri duymaya alışmış olur.
Her dört ay bir ay Bulgaristanda geçiriyoruz ordayken türkçe konuşan tek benim.Sanberk mecbur bulgarca öğreniyor.
Şuan yine bbulgaristandayız ve durum değişmedi.Bulgarca konuşmaya çalışırken bilmediklerin yerine türçe kullanıyor.burda ben bulgarca nasıl söylenmesini gerktiğini söylüyorum.İyi şimdi çocuğun kafasını karıştırmayaca mı düşündüm.Bir türkçe bir bulgarca söylemem kafası dah açok karaştırcaktır.Şte burda babsı bana büüyk yardımcı olacaktı ama o yok yanımızda.Şimdi çocuğun kafasını karıştırmamak için onun türkçe kelimelir yandaki insana söylüyorum o ise sanberke:))))))))))) halimiz çok komik dimi:)
ama bu var Sanberk türkiyedeyken ve benimle çok ama çok nadiren bulgarca kelimeler kullanır.Sanırım Hangi dili nerde kullanması gerktiğini anlaıştır.Ene azından bunu umuduyorum.
Ama oyalyın en acısı Eşimel ikimiz daha iyi bulgarca biliyoruz.Bizm için türkçe yabncı bir dildir ve çocuğumuza çok sağlam bir temel vermeiyoruz.Artık kreşe gitiğinde arkadaşlar ve öğretmenlerin yardımıyla türçesi geliştircektir.

Şuan Sanberkin karaşık cümlelri yazmka istiyorum:
  1. Dayço konçe biniyiiii-dayı ata bindi
  2. Didü tuka otu-dede buraya otur
  3. Anne kuçe namanne köpek yokmuş
  4. bobo voda getiii-baba su getir.
  5. Ago guma taAbi tekerleğe tak
  6. saat dva-saat iki
  7. anenanne voda soğut-annane su soğuk

Daha da karışık cümleler de kuruyor zor çözüyorum bazen.Hele son zamanlarda bişey anlatınca bi nefesle anlatıyor.Bir cümle değil 10 tane kelime yan yana koyar ama kelimelerin yeri dağnık anlatıkarı tek ben anlıyorum.Hele şimdi bulgarcayla karışınca durum felaket.


Şimdi Keremin annesi Bahriye ye sormak istiyorum.Biliyorum sen de Bulgaristanda doğudun ailende türkçe konuşuyorsunuz.Sen bulgarcayı ne zamn öğrenmeye başladın.Okuldan nce yokda artık okuldayken.bu konuda bana yardımcı olursan sevinirim.

AYNI ANDA İKİ DİLİN ÖĞRENİLMESİ DOĞRU MU?

AYNI ANDA İKİ DİLİN ÖĞRENİLMESİ DOĞRU MU?

Bu yazıda çok sık sorulan bir soruya cevap bulmaya çalışıyoruz: Bir bebek iki dili birden öğrenmeye başlarsa zihinsel gelişimi olumsuz etkilenir mi? Dil gelişimi geri kalır mı? Bu sorarı konuşma terapisi uzmanı Özlem Akgün Bilgili’den alıyoruz
Okulöncesi Dönemde İki Dillilik (Bilingualism) ve İkinci Dil Öğretim
Ömer 3,5 yaşında, hareketli bir çocuktu. Ancak, gün geçtikçe hırçınlaşmaya ve öfke nöbetleri geçirmeye başlamıştı. Annesi evde tek başına sıkıldığını düşünerek yuvaya başlatmıştı ancak bu kez de oradaki çocuklara vurduğu için şikayetler başlamıştı. Ömer, konuşmaya yeni başlamıştı ve söyledikleri anlaşılamıyordu. Annesi, Ömer’i İngiltere’de dünyaya getirmiş, iki yaşına geldiğinde Türkiye’ye dönmüşlerdi. Annesi İngilizce’yi erken yaşta öğrenmesini istediği için Ömer’le hem İngilizce hem Türkçe konuşmaya çalışıyordu. Yuvada da İngilizce derslerine katılıyordu. Ancak Ömer iki dilde de kendini ifade etmeyi başaramamıştı.
Öyle görünüyor ki Ömer, iki dilli bir ortamda büyümenin getirdiği sıkıntıyı yaşıyordu. Genelde çocuklar iki dili aynı anda edinmekte fazla sorun yaşamazlar. Ancak, bu dillerin ne şekilde sunulduğu, bireysel ve çevresel faktörler çok önemlidir!
Dil, tüm zihinsel süreçlerimizle ayrılmaz bir ekilde iç içe geçmiştir. Düşünmek, hatırlamak, kavramak, dikkatini yöneltmek, algılamak vb. tüm zihinsel faaliyetlerde dil vardır. Dil ve zihin birbirine paralel gelişmektedir. Bu nedenle çocuğun dil gelişimi onun tüm zihinsel gelişimini desteklemektedir. Bebekler dünyaya geldiklerinde içine doğdukları ortamda konuşulan dili edinme potansiyeline sahiptirler. Tüm dünyadaki bebekler doğdukları andan itibaren tüm sesleri çıkarabilme yetisine sahipken, zaman geçtikçe sadece etrafında konuşulan dildeki sesleri tekrar eder hale gelirler. İşte bu noktada farklı dil girdilerine maruz kalan bebekler farklı dilleri edinmeye başlarlar.
“İki dillik” (bilingualism), iki farklı dilde işletişim kurabilme becerisi anlamına gelmektedir. Doğdukları andan itibaren iki farklı dil konuşulan ortamda büyüyen çocuklar doğal bir şekilde iki dili de edinebilmektedirler. Bazı durumlarda üç ya da dört farklı dil konuşulan aile ortamında büyüyen çocuklar söz konusu olmaktadır. Bu gibi durumlar “çok dillilik” (multilingualism) olarak tanımlanır. “Tek dillilik” (monolingualism) ise, yalnızca bir dilin konuşulduğu ortamlarda büyüyen çocukların, bu dilde iletişim kurabilme becerisini ifade eder. Bazı araştırmacılar, farklı dilleri aynı anda edinmenin çocuğun dil gelişimini yavaşlattığını ve iletişim becerilerinin geri kaldığını ileri sürmektedir. Ancak, bu görüşe karşı çıkan araştırmacılar, özellikle ilk üç yılda beyin gelişminin çok önemli olduğunu ve bu dönemde çocuğun dil ediniminin daha kolay olduğunu ileri sürmektedirler. İki yaşındaki bir çocuğun beyninde, bir yetişkine oranla daha fazla sinaptik bağlantı vardır. Beyindeki bu sinaptik bağlantılar kullanılmadığında kaybedilir. Bu nedenle erken dönemde çocuğa iki farklı dil öğretmenin daha avantajlı olduğu vurgulanmaktadır. Dil edinimi, çocuk doğmadan önce başlar. Dil ediniminde en önemli basamak “anlama”nın gelişmesidir. Genelde bebeklerin anlaması konuşmasından 6 ay ileridedir. Dolayısıyla, bebek 6 aylık iken hatta doğumundan itibaren iki farklı dile maruz bırakılabilir. Pek çok çocuk doğal bir şekilde iki dili de edinmektedir.

“Dil edinmek” - “Dil öğrenmek” arasındaki fark nedir?

Dil, insanlarda varolan doğal bir yeti sayesinde kendiliğinden edinilir. Her çocuk kendi dilini duyarak ve duyduklarını taklit ederek edinir. Yani ortada bilinçli ve sistemli bir öğrenme-öğretme durumu yoktur. Dil öğrenmek ise, kişinin istemli uğraşısını gerektirir. Öğrenme bir süreçtir ve aktif çaba gerektirir. Okullarda yabancı dil yabancı dil “öğretimi” artık okulöncesi döneme kadar indirgenmiştir. Çocuğa anaokulunda öğretilen yabancı sözcükler başka ortamlarda kullanılmazsa unutulmaya mahkümdur. Oysa “dil edinimi” sürekli devam eder. Ebeveynlerin bu iki durum arasındaki farkı iyi bilmesi ve çocuklarından ne bekleyebileceklerini net olarak kavramaları gerekir. 3-6 yaş arası çocuklara ikinci bir dil öğretmeye çalışmak ile çocuğun doğal olarak iki farklı dil ortamında büyümesi elbetteki aynı şey değildir. Yapılan araştırmalar ikinci dil öğreniminde 4-6 yaştaki çocukların, 7-9 yaş arası çocuklardan daha yavaş ilerlediklerini göstermiştir. Bunun nedeni ise, 4-6 yaş arası çocukların kendi anadillerine hakim olamayışları, öğrendiklerini paylaşacak sosyal ortamın kısıtlı olması ve okuma-yazma becerilerinin gelişmemiş olmasıdır. Pek çok çocuk anaokulunda öğrendiği sözcükleri belli bir süre sonra unutmakta ya da karıştırmaktadır. Ayrıca bu yaştaki çocuklara genellikle tek ya da iki sözcüklü ifadeler öğretilebilmektedir. Bu da çocuğun iletişim ihtiyacını karşılamamaktadır. İki farklı dil konuşulan ortamlarda büyüyen çocuklar ise aktif olarak iki dili de duymaya ve kullanmaya devam ederler. Dolayısıyla edindikleri diller daha kalıcı olur.

İki dili eşzamanlı edinmenin avantaj ve dezavantajları nelerdir?

İki farklı dili doğal ortamlarda edinmek pek çok yönden avantaj sağlamaktadır. İki farklı dil iki farklı düşünme biçimini geliştirir, çocuk farklı kültürleri tanımanın sosyal avantajlarını kullanır. Eğer çocuk, her iki dili de anadilini konuşan kişilerden duyarak ediniyorsa, bu dilleri aksansız konuşabilir. Ancak bu durum, çocuk her iki dili de eşit olarak duyma ve konuşma fırsatına sahip olursa gerçekleşir. Örneğin, Amerika’da doğup büyüyen bir çocuğu düşünecek olursak, evde ebeveynleri anadilleri olan Türkçe’yi kullanacak, okulda ise öğretmen ve arkadaşlarıyla İngilizce konuşacaktır. Eğer, bu durum süreklilik arzeder, okuma-yazmayı da her iki dilde öğrenir ve kullanırsa, her iki dili de aksansız konuşup, iletişim kurabilecektir. Buna karşın, zamanla evde Türkçe yerine hakim dil İngilizce olmaya başlarsa, ki zamanın büyük bölümünü okulda geçiren çocuk bu dili ev ortamında da kullanma eğilimi gösterecektir, çocuğun dominant dili İngilizce olacak ve Türkçe’deki yeterlilik düzeyi azalacaktır. Bu durum ileride dezavantaja dönüşebilir. İngilizce’yi sonradan öğrenmiş ve bu dile çok iyi hakim olamayan ebeveyn ya da diğer akrabaları ile çocuk arasında iletişim güçlüğü yaşanabilir. İkinci dil edinimi üç yaşından sonra başladığında, çocuk bir süre iki dil arasında bocalayabilir ve ilk edindiği dil gelişiminde yavaşlama olabilir. Ancak belli bir süre sonra çocuk duruma uyum gösterebilmektedir. İkinci dil ediniminin ilkokul dönemine denk gelmesi de çocuğun akademik yaşantısında dezavantaj yaratabilmektedir.

İki dilli çocukların dil gelişimini hızlandırmak için nelere dikkat edilmelidir?

İki farklı dil edinmek durumunda kalan ya da çocuklarına iki farklı dili eş zamanlı edindirmek isteyen aileler, çocuk doğduğu andan itibaren her iki dili de eşit olarak kullanmalıdırlar. Bu konuda uygulanabilecek yöntemlerden biri; çocuklarıyla konuşurken eşlerden birinin bir dilde diğerinin öteki dilde konuşması ve bu konuda kararlı olunmasıdır. Genellikle ebeveynlere kendilerini en kolay ve net ifade edebildikleri dilde konuşmaları önerilir. Ya da ebeveynlerden hangisi ikinci dile daha hakimse o dilde konuşmalıdır. Bir başka yöntem ise, ev ortamında tek bir dilin kullanılmasıdır. Çocuk ikinci dili okul ortamında edinir. İki dilli çocuklar sık sık her iki dili bir arada kulanma eğilimi gösterirler. Örneğin, “annem bana yellow etek aldı” diyen çocuk kendini bir şekilde ifade etmeye çalıştığından, bu gibi durumlarda ebeveynler çocuğu anladığını göstermeli ve doğru model olmak için aynı cümle ya da ifadeyi kendi konuştukları dilde yeniden ifade etmelidir. Dil, kullanma ihitiyacı duyulduğunda geliştirilebilir. Dolayısıyla, çocuğa her iki dili de kullanabilmesi için olanak yaratılmalıdır. O dili konuşabileceği farklı kişiler ve farklı ortamlar sağlanmalıdır. Çocuğun her iki dili de farklı cinsiyetlerden ve değişik yaş (genç, çocuk, yaşlı) gruplarından duyması da yararlı olacaktır. Ebeveynler bu gibi farklılıkları yaratmak için özen göstermelidirler. Evcilik, doktorculuk gibi rol yapmayı içeren oyunlar ebeveynler ile oynandığında çocuğun dil gelişimine çok büyük katkı sağlamaktadır. Aynı zamanda, ebevynlerin o anda yapmakta oldukları iş ile ilgili konuşmaları da, çocukların görme ve işitme duyularını aynı anda kullanmalarını sağladığından daha etkili bir yol olmaktadır. Çocuklarının dil gelişimlerini hızlandırmak isteyen ebevynler, çocuğun cümlesini yeniden farklı sözcüklerle ifade etme metodunu da uygulayabilirler. Örneğin, çocuk “bu ağaç büyük” dediğinde ebevyni “evet, o kocaman bir çam ağacı” diyerek çocuğu onaylamanın yanı sıra yeni sözcükler de öğretmiş olur. Masal okumak, hikaye anlatmak da yeni sözcük ve cümle yapılarını öğrenmelerini destekler. Aynı sözcük ya da cümlenin tekrarlandığı şarkılar ve hareketli oyunlar dil edinimini eğlenceli hale getirecektir. Elbetteki yukarıda bahsedilen bu aktivitelerin her iki dilde de eşit olarak yapılması çok önemlidir. Ancak, çocuğun kafasını karıştırmamak için her ebevyn sadece en iyi konuştuğu bir dilde bu aktiviteleri gerçekleştirmelidir. Ebevyn, aynı anda bir sözcük ya da cümleyi iki farklı dilde kullanmamalıdır!! Çocuğun kişlik yapısı da dil edinim hızını belirlemektedir. Meraklı, girişken, soru soran ve iletişim kurmayı seven çocuklar her iki dilde de hızlı ilerler. Utangaç, hata yapmaktan korkan, iletişim motivasyonu az olan çocuklar daha yavaş ilerler. Ebeveynlerin unutmaması gereken önemli bir nokta; çocuğun daha fazla duyma ve konuşma fırsatı bulduğu, okuma-yazmayı öğrendiği dile daha hakim olacağı ve az kullanılan dilde daha az etkin olacağıdır. Dolayısıyla 5 yaşında her iki dili de akıcı bir şekilde kullanabilen bir çocuk, okuma yazmayı yanlız bir dilde öğrenirse o dilde daha etkili olacak ve kullanmadığı dili zamanla unutacaktır.

Hangi durumlarda ikinci dil öğretilmemelidir?

Çocuk üç yaşına geldiği halde iki dilden birinde 2-3 sözcüklü cümle kuramıyorsa, söylenenleri bazen anlıyor bazen anlamıyorsa, zihinsel engeli, işitme engeli, gelişimsel gerilik veya öğrenme güçlüğü varsa öncelikle bir dilde hakimiyet kazanmasını sağlamak amaçlanmalıdır. Çünkü, herhangi bir dilde iletişim kuramayan çocuk agresif tavırlar sergilemeye veya kendi iç dünyasına kapanmaya başlayabilir. Bu gibi durumlar söz konusu olduğunda çocuğun bir dilde (içinde bulunduğu sosyal çevre büyük oranda hangi dili kullanıyorsa) kendini ifade eder hale gelmesi için çaba sarf edilmeli, ikinci dil sunulmamalıdır.

İkinci dil öğretmine ne zaman ve hangi durumlarda başlamak uygundur?

Eğer çocuk bilingual değilse, yani ebeynlerinin anadili ile içinde bulunulan toplumda kullanılan dil aynı ise burada “dil ediniminden” değil “dil öğretiminden” bahsediyoruz demektir. İkinci bir dil öğrenmeye başlama yaşı konusunda da farklı araştırmacılar farklı görüşler ileri sürmektedir. Bazıları çocuk kendi anadilini tam olarak edinmeden ikinci bir dil öğretmenin anadilin edinimini gerilettiğini ileri sürmektedir. Burada esas olan nokta şudur; 3-6 yaş arası bir çocuk kendi anadilinde anlaşılır olarak isteklerini, duygu ve düşüncelerini ifade edebiliyor, soru sorabiliyorsa, ikinci dil öğretmeye çalışmanın olumsuz etkisi olmayacaktır. Ancak, daha önce de belirtildiği gibi, yapılan araştırmalarda 3-6 yaş arası ikinci dil öğretilen çocuklar ile 8-12 yaş arası ikinci dil öğretilen çocuklar karşılaştırıldığında, büyük yaştaki grubun daha hızlı bir şekilde öğrendiği, ayrıca öğrenilen dilde unutmanın daha az olduğu görülmüştür. Bu araştırma, okulöncesi dönemde ikinci bir dil öğretmenin büyük avantaj sağlamadığına işaret etmektedir. Aynı araştırmada yetişkinlik dönemi ile 8-12 yaşlar karşılaştırıldığında, bu kez yaş ilerledikçe dil öğrenmindeki başarının azaldığı görülmüştür. Dolayısıyla, ikinci dil öğretmek için en uygun yaşlar ilköğretim yıllarına denk gelmektedir. Aynı çalışma ve yapılan diğer benzer çalışmalar, okul yıllarında öğrenilen bilgilerin yetişkinlik döneminde kullanılmaması halinde hızla unutulduğunu da göstermiştir. Okulöncesi dönemde, kendi anadilini kullanmakta sıkıntı yaşayan çocuklar söz konusu olduğunda, ikinci dil eğitimi vermek çocuğun daha fazla problem yaşamasına neden olabileceğinden önerilmemektedir. Anadilini çok rahat kullanarak kendini ifade etme becerisine sahip olan çocuklarda ise ikinci dil öğretiminin olumsuz bir etkisi yoktur. Hatta bir çok araştırma anadilini normal süreçlerde edinmekte olan çocuğa ikinci dil öğretmenin, çocuğun ikinci dile daha hakim olabilmesini kolaylaştırdığını, her iki dilde düşünebilme yetisini geliştirdiğini göstermiştir.


Özlem Akgün Bilgili

Uzm. Dil ve Konuşma Terapisti

1 Ağustos 2010 Pazar

Bebeklerde bir mucize daha

İki dilin konuşulduğu bir ortamda, bebeklerin anne karnından itibaren diller arasındaki farkı ayırt etmeyi öğrendiği ortaya çıktı.


"Psychological Science" dergisinde yayımlanan araştırmada, bilim adamları yeni doğan bebekleri iki gruba ayırdı. İlk gruptaki bebekler anne karnında sadece İngilizce, ikinci gruptakiler ise hem İngilizce hem de Filipin dili Takalotça duymuştu.

Bebeklerin hangi dili tercih ettiğini belirlemek için bilim adamları, emme refleksini ölçtü. Refleksin artması bir uyaran olduğunu gösteriyordu.

İlk deneyde, bebeklere dilin, her dakika İngilizce ve Takalotça arasında değiştiği 10 dakikalık bir konuşma dinletti.

Anne karnında sadece İngilizce duyan bebekler konuşmanın İngilizce olduğu bölümlerde daha fazla emme refleksi verdi. Her iki dili anne karnında duyan bebekler ise bu dillere farklı refleks vermedi.

İkinci deneyde bir kişi bebeklerle İngilizce ya da Filipin dilinde konuştu. Başka bir kişi de ilk kişinin konuştuğu dilde ve diğer dilde devam etti. Anne karnında iki dil duyan bebeklerin emme refleksi, ikinci kişinin ilk kişiden farklı dilde konuşması sırasında artmadı.

Araştırmaya imza atanlar, çift dilli bebeklerin iki dil arasındaki farkı ayırt edebildiğini belirterek, "Hayatın ilk anlarından itibaren çift dilli bebeklerin iki dili birbirine karıştırmaması için bir mekanizmanın var olduğunu" da vurguladı .(aa)