31 Temmuz 2010 Cumartesi

Babam için

Babaaaaaa sabah uyanır uyanmaz balkona koşuyorum.Geçen seneden hatırladığım üzümlerden arıyorum ama şimdi yoooooooook hep yeşil var tadı da çok ekşi:)Ama ben afiyetle yiyorum:)
Kahvaltıdan sonra hemen kuma:)Babbaaa kumla oynamyı çok severim hele her tarafa dağatmaya bayılırım:)
köydeki en sevdiğim arkadaşım Beamil ile nerdeyse bütün gün beraberiz,ondan birçok şeyler öğreniyorum.O bana bulgarca öğretirken ben ona türkçe öğretiyorum.Beamil abi ile çok iyi anlaşıyoruz O benimle çok dikatli ve sabırlı davranıyor her zaman:)
Önceden küçük dayımın köpek yavrusundan korkardım ama artık daha cesaretliyim ve küçenceye(köpeğe) okşarım:)
Babbaaaaaaaa kumla oynamayı seviyorum sana demiştim dimi:)Ama artık annem tek akşam kumla oynamama izin vercekmiş çünkü günde yüz kez banyomu yaptırmaktan yoruldu:)
Babbaa biliyormusun inekler sadece mööö demeyip sadece süt vermeyip ineklerin boynozları da varmış:))))))
Bababa her sabah her akşam tazecik süt içiyorum:)Hem de çok severek:)
Babbaaaaa amcamın eski arabana binmeyi çok severim.İçinde bir sürü oyuncak var:)Ama annem hep bunu şunu dokunma der:(((((.Yarın bez alıp tozları alacakmışız:)
Babbaaaaaa bobo(dede) bir sürü soğan getirdi annem hepsini temizlemesi lazım ben de ona yardım ettim:)
Oh baba uzuuuuuuuuun ve yorucu bir gün oldu yemekten önce güzel bir duş aldım.Biliyorsun her zamanki gibi annem zor çıkartı beni banyodan:)
yemeğimi afiyetle yedim biraz da süt içtim.Babbaaaa iiiiiii kok geç kaankık  aydede ve didiz çiktii Beki hu napa:) (baba çok geç oldu.karanlık oldu aydede ve yıldız çıktı.Sanberk uyuması lazım)
Anne:saat kaç?
Sanberk:aannnnnnnnn(on)
Babam seni çok özledim.Sana bol bol öpücük gönderiyorum.Her akşam seni soruyorum.İşe gitiğini söyliyorlar bana.Babammmmmmmm gitme işe artık:(

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Dolu bir Sabah:)

Köye geldiğimizden beri hep yağmur yağdı:) Sanberk köydeyken hep dışırda olacağını biliyor ve iki gündür hep kapıda durdu dışırıya gitmek istiyordu.Hele bugün hava düzeldi biz de sabah uyanır uyanmaz bahçeye çıktık:) Bir sokak kedi gelmiş bahçede ne mutlu bize.Biz küçükken annemaler hayvan sokmazdı eve ama şimdi bu sokak kediye yem verip evde beslmeye çalışıyorlar.Sanberke eğlence olsun diye:)Ama bu kendi hala çok korkak saklanıyor hep.Belki Sanberk in çığlıklardan korkuyor zavalım:)

Kedi gelmeyince sanberki oyalamak için gel ahududu toplayalım biz dedim.Sorunsuz geldi ama efendinin başka bir hedefi varmış.Bir tane ahududu koparıp koşa koşa kendiye attı:)Belki yemek ister ve saklandığı yerden çıkar umutlandı ama kedi bir türlü çıkmadı:((((((((
İyiki babam geldi:)Kumla oynarız derken hemen kediyi unuttu ve kumla oynamaya başladı:)Baba Sanberke özel kum getirdi bir motor tekerleğe doldurdu:)Bizim için böyle bişey yaptığını hiç hatırlamıyorum:)Keşke ben de babamın torunu olsaymışım:)

E dolu bir sabahtan sonra acıkması çok normal.O kadar acıkmıştıki yemeği görür görmez saldırdı:)Gözlerime inanamadım!?Bu benim iştahsız oğlum muydu:)
Sonra daysıyla uzun bir öğlen uyukusu çektiler.Sütünü ve kekini bitirnce hadi dayısıyla gezmeye:)Nereye gidiyorsunuz sorduğunda Momiçeta diyor yani kızlara gidecekmiş:))))))))))ah bu erkek miletti:)

27 Temmuz 2010 Salı

İstanbul'da Son Gün-parmka boy deney


Yolculuk için hazırlıkları yapınca Sanberk hep yardım etti bana:))))))))(e daha çok dağtı bu başka bir konu).Köyde boya almayı düşünmediğim için gitmeden önce biraz boy çalışmaları yapalım dedim:)




Üç tane bardağa temiz su doldurduk sonra masamıza yerleştikten sonra boylarımız alıp yeni bir deney yaptık.Üç tane farklı renk parmka boyası açtık ve her bardakta darklı boya kattıp karaştırdık.Ben bişey söylemedim tek farklı boyları farklı bardağa koyması gerktiğini söylemek zorundaydım çünkü Sanberk bütün boyalrı aynı bardağa dökmeye çalıştı.Tepkisi:)) kırmız byları suya çiiek dedi:) çilek suyu zanetti:)))))))boyala olduğunu anlattım.sonraki bardaklara hep boa ba dedi.


Deneyden sıkılınca kendisi kayıt istedi.Kaıtla ne yapmak istediğini sorduğumda babam brum (araba) çiziii(çizerim) dedi:)Ama babsının arabasını mı çizdi:)Yok yanaklarını çizdi maymun.


Yüzünü çizdikten sonra kayıda çalışmaya geçtik:)Bol bol baoa sürdük,direk boyla şişelerden boya döktük:)
Herşeyden çok sevk aldık ama boyaları yüzümüz izlemekten en büyük keyf aldık diyebilirm:)Bi de bu ayna Sanberkin çok çok hoşuna gidiyor.Çünkü bir taraftan küçülmüş bir taraftan büyütülmüş yüzü gösteriyor.Sanberk de durmadan buyuk-kuçuk (büyük-küçük)aynıyı çevir söyler:)

26 Temmuz 2010 Pazartesi

hamurla oynadık:)

Diyer Bloglarda gördüğüm oyun hamur çalışmaları Sanberkle de oynadık:)

Hamurları kürek,makarna,fasulye ve midiye ile süsledik.Ama kendisi daha çok koyduğum kürekler ve makarnaları ile ilgilendi:)Ben bir kürek batırınca O çıkartıp tekrar yerine batırdı.Makarna,fasulye ve midiyelerle aynı şey yaptı.
Hamurları kesmeye bayıldı.Bir kürek bıçak rolüne girdi.
Bu sefer oyunu bitirmek zorunda değildim. Sıkılınca kendisi hamurları toplamaya başladı.Sonra kapakları birer birer verip kendi rengine yerleştirmesine istedim.İlginç olanı diyer renkleri daha önceden çalışmıştık ve biliyordu ama pembe rengi hiç çalışmamış.Pembe kapağı verince ilk baştan kırmızı renge yerleştircekti ben uyardım bu kırmız renk dedim baktı sonra pembeye yerleştirdi:)Bu rengi bilmediğine rağmen eşleştirme yepıp doğuru yerde yerleştirdi:)

Bunlar da yaptığımız deniz hayvanlarımız:)Nasıl olmuş güzel yapmışmıyım:))))))))))Sanberk yine balığı çok sevdi:)

23 Temmuz 2010 Cuma

Biraz su oyunu

Yazın sıcak günleri kaçırmadan kullanmaya çalışıyoruz.Birkaç blogta süngerle su aktırma etkinliği görmüştüm.Sanberk için güzel bir serin eğelencesi olur düşünerek süngerleri ve leğnimiz alıp hadi baka(Balkona)


Ama aktivitemiz istediğim gibi gitmedi.Sanberk'in ne yaptığını takip etmek imkansızdı.Durmadan süngerleri bir liğene,bir kaba,bir kaseye gezdi.Su süreki bir yere başka yere aktırıldı.Ne yaptığını hiç anlayamadım.Hatta ben de ama, balkonda birçok şey çıkarmıştım hangisiyel oynasın kendisi seçmesini istedim ama tek 2 kap değil leğni de istedi.Mecbur verdim ve gösterdiğim etkinliği farklı bir yöne gitti.Ama olsun önemli olan güzel bir vakit geçirmiş olduk.:)

Benim titiz :))) oğlum kabları yıkadıktan sonra kendi öz bakımına da dikkat etti.Önce kol ve başını yıkadıktan sonra sırada bacaklar.


Hiç uyarmadan herşeyi bir kaba topayıp tek suyla oynamaya devam etti.

Ve oyunun güzel bir finali.Hoooooooooooooooop duş aldık:)

Oynamak güzeldi:) Kendim kirletirim kendim temizlerim.Afferin oğluma.Her seferde olmasa da çoğu kez bir şey yaptıktan sonra mutlaka çalıştığı yeri siler ve süpürür.
Sanberk annesini büyük yardımcısı:)Seni çok seviyorum Oğlum.

22 Temmuz 2010 Perşembe

Keçi boynuzu pekemzinin faydaları

Keçi boynuzu pekmezinin yararları
Bir çok insan var,alerjik nefes darlığı çeken; Bu insanlar yılın belli mevsimlerinde kortizon tedavisinden başka çare bulamayanlardı. Öksürük krizlerinin nedenli şiddetli olduğunu anlatıyorlardı. Keçiboynuzunu önerdiğim bu insanların çoğu daha hemen ertesi gün rahatlamaya başladıklarını anlatıyorlardı. Guatr rahatsızlığından dolayı nefes darlığı çekenler de olumlu sonuçlar aldıklarını belirtmişlerdir. Keçiboynuzunda bulunan bazı etkin maddeler aşağıdaki tabloda belirtilmiştir.


KEÇİBOYNUZU NEDİR?
Anadolu'da bazı yörelerde harnup olarak da bilinir. Yeryüzünün en eski bitkilerinden olup anavatanı olarak Güney Anadolu, Suriye, Kıbrıs, Yunanistan, İspanya, Fas, Tunus, Cezayir, Filistin ve Libya olup memleketimizde, Antalya, Mersin, Silifke, Datça dolaylarında yaklaşık 1500 km2lik sahil şeridinde doğal olarak yetişmektedir. Keçiboynuzu, yetişmeye başladığı ilk 15 yıl meyve vermeyen bir bitkidir. Meyveleri ilk başlarda yeşil olup, olgunlaştıkça kahverengileşen ve tam olgunlaşınca parlak kahverengi renk alır.

Keçiboynuzunun en büyük özelliğinefes darlığına karşı oldukça etkili olmasıdır. Keçiboynuzunun nefes darlığına karşı etkili olan etkin maddesi hemen hemen başka hiçbir bitkide bulunmamaktadır. Bu etkin madde aynı zamanda bazı alerjik astım rahatsızlıklarında öylesine etkilidir ki; derhal sonuç almak mümkün olabilmektedir. Ayrıca alerjinin neden olduğu nefes darlığı problemlerinde büyük bir başarıyla uygulanabilir

Keçiboynuzunun içerdiği gallik asiti nsan sağlığı üzerinde öylesine çok yönlü özellikleri olan bir maddedir ki, bu özelliklerinden bazıları aşağıdaki tabloda belirtilmiştir.

analgesic
Ağrı kesici
Antiallergenic
Alerjiye karşı
Antiasthmatic
Astıma karşı
Antibacterial
Bakteri yok edici
Antibronchitic
Bronşite karşı
Anticancer
Kansere karşı
Antihepatotoxic
Karaciğeri toksinden arındırıcı
Antioksidant
Serbest radikalleri yok edici
Immunostimulant
Bağışıklık sistemini güçlendirici
Antiviral
Mikroplara karşı
Antiseptic
Antiseptik
Cancer-preventive
Kansere karşı koruyucu
Antinitrosaminic
Nitrozamin yok edici
Bronchodilator
Bronş genişletici
Antipolio
Çocuk felçine karşı
Yukarıdaki listede görüldüğü gibi gallik asit çok yönlü bir maddedir. Bu maddenin belirtilen bu özelliklerini artıran ve takviye eden keçiboynuzunda bulunan promotor maddelerdir.

Akciğer ödemine karşı keçiboynuzunun desteği bulunmaz bir imkan. Balgam söktürücügücü veastıma karşı olan tedavi edici gücü çok fazladır. Sigara içenler keçiboynuzuna başladıktan bir iki gün sonra nasıl balgam çıkardıklarını hayretle özleyeceklerdir.

Keçiboynuzu, insanlığın korkulu rüyası akciğer kanserini %90 oranında önleme gücüne sahiptir. Özellikle sigara içen insanlarda akciğer kanserine yakalanma riskinin ne kadar yüksek olduğu, bu konuyla ilgili hemen her klinik deneyde ortaya konmaktadır.

Değerli okuyucu, bir insanın kendi kendine (sağlığı açısından) verebileceği en büyük zarar; sigara içmesidir. Unutmayınız ki, sigara içmek sadece akciğer kanserine yakalanma riskini artırmıyor, genel olarak insan sağlığını olumsuz etkileyen zararlı bir alışkanlıktır.

Keçiboynuzu akciğer kanserini önleyen mükemmel bir meyvedir. Ancak, akciğer kanserine yakalanmış olanlar için tedavi etme gücü çok zayıftır. Ancak bir bitkinin hastalığı önleyici özelliği ile hastalığı tedavi etme özellikleri birbirlerinden farklı şeylerdir. İşte keçiboynuzunun akciğer kanserini tedavi etmekteki gücünü artırıcı farklı etkin maddeler içeren ikinci bir bitkiye ihtiyaç vardır. Bu ikinci takviye bitkikırmızı turptur.

Keçiboynuzunda kolestrol bulunmaması ayrı bir avantajdır. Kaffein ve theobromine içermediği içinde tansiyon problemi olanların rahatlıkla kullanabilecekleri bir bitkidir. Fosfor ve kalsiyum bakımından zengindir. Bu nedenleosteoporozrahatsızlığı olanlara kalsiyum ihtiyaçlarının karşılanmasında çok iyi bir destekleyicidir.

KEÇİBOYNUZU (HARNUP) PEKMEZİ

Faydaları:

*Kalsiyum bakımından çok zengindir (sütün 3 katı)
*İçindeki E vitamini sayesinde; öksürüğe, gribe, kemik erimesine ve kansızlığa iyi gelir
* Balgam söktürür,göğsü yumuşatır,bronşları açar, sigara tiryakileri için faydalıdır ve nefes darlığına oldukça etkilidir.(Alerjik nefes darlığı çekenlere ısrarla keçiboynuzu pekmezi tavsiye edilir.)
* Yüksek ham selüloz etkisi ile bağırsak rahatsızlıklarına ve gastrite etkilidir. Mide ve bağırsak gazlarını dışarı atarak mide şişkinliğini giderir Bağırsak kurdu, tenya, solucan gibi bağırsak parazitlerini temizler. Mideye kuvvet verir.
*Yüksek mineral ve vitamin içeriği ile de diş ve diş etleri üzerinde çok olumlu etkileri vardır.
* Yüksek doğal şekerler , zengin mineraller (özellikle çinko) ve vitaminler (A , B , B2, B3, D) içeriği dolayısıyla doğal güç ve besin kaynağıdır.
*Yüksek sodyum ve potasyum içeriği sayesinde tansiyon, karaciğer ve akciğer üzerine çok yaralı etkileri bulunmaktadır. Kanın zehirli maddelerini temizler.
*İnsanlığın korkulu rüyası akciğer kanserini %90 oranında önleme gücüne sahiptir.
*Kalbe faydalıdır, kalp çarpıntısını önler
*İnsan vücuduna giren radyasyonu dışarı atar

Daha önceden yazmıştım.Geçen ay Sanberk2in polenlere karşı alerjisi olduğunu tespit edildi.İki hafta içnde ancak 6 tane ilaç denedikten sonra doğuru ilaçları bulundu.Fakat bir ilaç değil günde 3 farklı ilaç vermek zorundaydık.İlaçların kötü olunca oğlum kusmaya başladı hiç bir şekilde ilaçları içirtmedi.Geceleri sürekli öksüren ve nefes darlığı yaşayan oğlumu görünce kabuz geceleri yaşadım diyebilirm.Dr ne yapabildiğise yaptı gerkli ilaçları verdi üstelik bu ilaçları temmüza kadar alması gerekiyor demişti.Nasıl vereimki çocuk kusuyor onlardan.Başaka bir seçeneğim kalmayınca nette araştırmaya başladım bazı dr ile danıştım.Evdeki ortama uyugun hazırladım.Halalar kaldırılıdı hergün sirkeli suyla yerler silindi.Dışırda giyidiğiklerimiz hemen çıkartıp sepette kapatırdık.Yikamadan Sanbekre yaklaşmak olmadı.Tüm pelüş oyuncaklar kaldırıldı.Camlar sahab açılmıyordu saat 11 e epsi bunlar durumu çok hafifledi fakat oğlumu iyileştiremedi.Sonra kansılık için bişeyler arıştırıken bu yazıya rastaldım.Denemekten bir zarar olmayınca denedim.bu sefer ilaç saatlerde ilaçları değil harnup pekmezi vermeye başladım.Dışırdan gelince hemen pekmezli su içiriyordum ağızındandaki polenleri yikar diye.İnanılmaz ama 3 gün sonra oğlumda hissedebilir bir rahatlama vardı.Beş gün sonra öksürme nerdeyse yoktu ve 10 gün içinde tamamen iyileşti.Artık evde harnup pekmezin özel yeri var:)

21 Temmuz 2010 Çarşamba

Sanberk Denizci Abi:))))))))

En sonunda tekrar denize gidebildik.Yaz bitecek nerdeyse biz ancak iki kez denize gidebildik.Ama az da olsa yine bu kadardan da memnunuz:)Daha evdeyken Sanberk'e denize gideceğimiz söyledik.Gelmek istermesin sorunca cevap-IIIIIIIIIII kokuyom denizdi(korkuyorum denizden).Neyse buna rağmen gittik. Daha uzaktan denizi tanıdı ve çok heycanlandı.Korkuyorum dediğine rağmen denizi çok seviyor ve gitmek istiyor.Tek denize girmekten korkuyor ama izlemesine bayiliyor.Gider ditmez etrafa dolaşmaya çalıştı ama kum o kadar çok sıcaktıki biz bile basamiyorduk.Çabucak su getirdik çamurumuzu yaptık.Sanberk bir çamurda basıp bir kuru kuma basıyordu.fırsatı kullanıp Kuru-Islak kavramları çalıştık.

Denize gitip de kumla oynamadan olmaz.Evde birkaç plastik eşyaile çok keyfli zaman geçirdik.Sanberk çadırın altında oynarken babasıyla dürekli su getirtti bize:)Anen doldur,babab getir geit çalıştırdı bizi:))))))

Denizde oyanyan çocukları görünce korktuğuna rağmen girmek istiyordu ama cesaret edemiyordu.Ben kucağıma alıp beraber denize girdik.Yanımıza şişme tütütü vapuuuuu(vapur) alınca daha cesareti geldi.İçine oturup etrafa izledi:)
Fotoraf yapmamaış babamız ama daha sonra yanımıza çocuklar gelince Sanberk de vapurundan çıkmakistedi ilk baştan biraz korkasada denize girdi ve çocuklarla oynadı.Yanımıza bir tekne vardı sürekli ona gidip geldik.Sanberk de kendisini Denizci abi olarak gördü.Beki(Sanberk) denici abi anlattı bize:)


Denizden yorulunca bu sefer kum sıcaklığını fazla önemsemeden şişesini alıp etrafa keşfetmeye gitti:)
Güzel bir gün geçirdik:)Bu sene bir daha denize gidebileceğimiz beklemiyorum artık kısmet ise seneye daha sık denize gideriz.



20 Temmuz 2010 Salı

Meyve haftası

Gçen hafta Meyve haftasıydı:)Fakat fazla meyve yemekten dışında pek bişy yapamdık.Anne biraz tembellik etti açıkçası:)Bunu yerine bol su oyunlaı oynamıştık.Ama onlar başka bir konu olacak.

Önce yapmak istediğimi anlatayım.Bu oyunu hazırlarken Sanberkten yardım istedim.Meyveleri buzdolabından almasını istedim.Tabii ben de yardım ettim ama ilk önce ondan isteyip meyvelirn tanımısını öğrendiğini kontrol ettim.Sonra meyveleri beraber yıkadık.Ve tabağa yerleştirmesine yardımcı oldu sanberk.Meyveleri yerleştirirken sürekli dnetlemek zorundaydım meyveleri hep karaştırdı:)))))neyse.Geçelim yapmaka istediğimi.
Gördüğünüz gibi 3 ayrı tabakta farklı meyve koyduk,bir tane tabağa ise diyerlerden karışık şekilde koyduk.
Bu bir meyve eşleştirmesi olacaktı.Çocuk bir tane meyveyi alıp yiyecek ve yediği meyveyi diyer tabağnda göstercekti.Eğer çocuk yeterince oyunuya odakamış ise renkler hakkında konuşulabilir.

Bizde olduklar.Hazırlık iyi gitti sayılır.Benim yardımıyla meyveleri yikayip tabaklara yerleştirdik.Fakat oyuna gelince beklediğim gibi olmadı.Sanberk en sevdiği meyveyi üzüm alıp yemeye başladı iyi diyer tabaktaki üzümleri gösterdi :))))bir kendi tabağında bir diyer tabağında üzüm yedi:))))
Sonraki meyvelere geçmeden oyunu terk etti.Bişey demedim.Tek doydun mu diye sordum.Fakat oyunu brakmadım oyle braktım.Tekrar yapardık diye.On dk sonra yine oyuna davet ettim ama tok olunca meyvelerden yemek istemedi.Tek birer kez 2 çeşit kalmış meyveleri eşleştirdi:)Oyun nasıl bitti kalan meyveleri bana yedirdi Oğlum:)Afiter olsun ikimize:)

bu oyunu birkaç hafta sonra tekrar yapmaya çalışırız.Fakat o zaman en sevdiği meyve koymayacam ve aç olduğu bir zaman yapmak lazım.İlk deneminiz çocuğunuzun tanıdık meyvelerle olamalıdır.İlk baştan az sayıile de başlmakatan fayda var.Daha sonra eğer çocuğunuz bu tür denemelerden hoşlanıyorsa meyve sayısı artırabilir,tanıdık meyvelerin arasında de tanımadığı bir meyve de eklenebilir.
Meyveleri renklere göre gruplaşma çalışması yapılabilir.

19 Temmuz 2010 Pazartesi

Doğayı Tanıyorum Kitabı


Bu da en yeni kitabımız:)Kitabımız diyorum çünkü tek Sanberk değil annesi de çok şey öğreniyor:))))
Bu kitabı bulmama çok sevindim.Her sayfa ayrı bir kitap gibidir.Toplam 11 konu var.Çiftlk,orman,tarla,göl,bahçe,pazar,panayır,gezinti,piknikhara ve nehir.

Bu kitabı nasıl kulanalacaktır?

Her sol sayfada belli bir konuya ayrılmış,konuya ilişkin sözcüklerle gösterilmiştir.Çocuğunuzdan okuduğunuz sözcüğün resmini göstermesini isteyin.

İlişkindirme.
Her sözcüğün karşılığı oan çıkartmayı bulsun ve yapıştırsın.Bura amaç resimlerle sözcükleri elişkindirmektir.
Yalnız biz hala çıkartmaaı yapmıyoruz.Daha ilerdeki aylar için saklıyorum.bu tür çalışma için hala hazır değil diye düşünüyorum.


Piknik konusu Sanberk in en sevdiği konudur şimdilik.


17 Temmuz 2010 Cumartesi

Kansızlık için Bitkisel çözümler şifalı bitkiler


Kansızlık için Bitkisel çözümler şifalı bitkiler

* Çilek kökü, oğul otu, atkuyruğu, sinirli yaprak ve keklik çayları tüketilmelidir.

* Havuç ve turp kabukları soyulmadan rendelenir, çiğ olarak biraz da lahana ve ıspanak doğranır. Zeytinyağı ve limon ilave edilerek salata olarak yenir.

* Günde üç çay bardağı pancar suyu içilir. Kırmızı pancar bol bol yenir.

* Yerelması haşlanıp yemelidir.

* Bir bardak kaynar suyun içine 4-10 gram maydanoz tohumu konduktan sonra 10 dakika bekletilir, günde 2-3 bardak tüketilir.

* Bir bardak kaynar suyun içine 6-8 gram ufalanmış ısırgan yaprağı konduktan sonra 10 dakika bekletilir, günde 2-3 bardak tüketilir.

* Bir bardak kaynar suyun içine 2 gram ıhlamur konduktan sonra 10 dakika bekletilir, günde 3-5 bardak tüketilir.

* İki kilo suyun içine 30 gram enginar yaprağı, 1 su bardağı siyah üzüm, 1 kaşık pelin otu ufalanarak konur. Orta ateşte bir saat kaynatılır. Soğuyunca süzülüp, balla tatlandırılır. Günde 3-4 bardak içilir. Bu işleme 10-15 gün devam edilir.

Pekmez,kansızlık için en iyi ilacı


Oğlumun iyileşmeyen kansızlık büyük derdim.Artık ilaçlardan bir fayda görmeyince alternatif yolları aramayabaşladım.Nette bazı reçeteler buldum.Sizinle de paylaşmak istiyorum.Siz de bunları not edin belki yakınlarınıza yardımcı olur.

Görünürde hiçbir rahatsızlığı olmadığı halde halsizlik, iştahsızlık, çarpıntı, ayak bileklerinde şişkinlik, zaman zaman da ishal ve kusma gibi şikayetlerden bir türlü kurtulamadığını yazan Kütahyalı (Gedizli) okuyucumuz Cavit Yassı, son zamanlarda yediği hiçbir şeyden tat alamadığını, ağzında ve dilinde sürekli bir acılık olduğunu da belirtiyor. Mektubunun son bölümüne gittiği doktorun kendisine “kansızlık” teşhisi koyduğunu ekleyen okuyucumuz, bizden rahatsızlığının tedavisine yardımcı olacak reçeteler vermemizi istiyor...

Tıp dilinde genel adı “anemi” olan kansızlık kandaki alyuvar dediğimiz kırmızı hücrelerin veya hemoglobin denilen kırmızı maddelerin ya da her ikisinin de azalması sonucu ortaya çıkar.

Tipik belirtileri; yüzde solgunluk, nefes darlığı, halsizlik, iştahsızlık, çarpıntı, ayak bileklerinde şişkinlik ve ağızda acılıktır. Tedavinin ilk şartı; istirahat, temiz hava ve kan yapıcı gıdalardır. Bu tür rahatsızlığı olan kişiler için önerebileceğimiz en önemli gıda maddesi pekmezdir. Bol bol üzüm, karpuz veya dut pekmezi içsinler.

Pekmezle yapılabilecek aşağıdaki formülleri uygulamaları daha da faydalıdır.

* 2 su bardağı pekmeze, 1 tatlı kaşığı toz tarçın karıştırılır. Bu karışımdan gün boyu 4’er saat ara ile günde 4 defa yarımşar kahve fincanı içilir.

* 2 su bardağı inek sütüne bir tatlı kaşığı dövülmüş tatlı badem konup kaynatılır. Ilındıktan sonra içine bir su bardağı üzüm pekmezi ilave edilir. Bu karışım ikiye bölünerek yarısı sabah, diğer yarısı da akşam içilir. Bu işlem her gün tekrarlanır.

Kansızlığın tedavisinde; çok kolaylıkla hazırlayabileceğiniz “kınakına şurubu” da çok faydalıdır.

Kuruyemişçilerden alınacak yarım kilo çekirdekli siyah kuru üzüm, iyice yıkandıktan sonra demir havanda dövülerek çekirdekleri kırılır. Sonra 5 bardak suyun içine konur. 20 gram kınakına kabuğu da ilave edilerek yavaş ateşte kaynatılır. Kaynatma işlemi, su 4 bardak kalıncaya kadar sürdürülür ve kapağı kapalı vaziyette soğumaya bırakılır. Soğuduktan sonra ince bir tülbentten süzülerek bir şişeye konur ve buzdolabında saklanır. Her gün sabah ve akşam yemek aralarında çocuklara yarımşar kahve fincanı, büyüklere ise birer kahve fincanı içirilir.

Kansızlığın tedavisine yardımcı olacak diğer formüller de şunlar:

* 4 bardak suya; 20 gram melissa (oğulotu) konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir.

* 4 bardak suya; 5 çorba kaşığı kekik konur. Kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çorba kaşığı içilir.

* 4 bardak suya; 1 tutam (10 gram) şerbetçiotu konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden önce, birer çay bardağı içilir.

* 1 su bardağı kaynamış süte; 2 tane çiğ yumurta sarısı, 1 tatlı kaşığı toz şeker ve 1 tatlı kaşığı kakao konur. İyice karıştırıldıktan sonra içilir. Bu işlem, sabah ve ikindi vakitlerinde tekrarlanır.

* 4 bardak suya; 2 çorba kaşığı ardıç tohumu konur. Kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer su bardağı içilir.


Kansızlık çekenlerin, B12 ve C vitaminleri bakımından zengin gıdalar almaları gerekir. Ayrıca her gün;

* 1 avuç kuru üzümle 1 kahve kaşığı karabiber karıştırılıp, yenir.

* 1 su bardağı et suyuna, 1 tatlı kaşığı süzme bal karıştırılıp, içilir.

* Balla yumurta yenir.

* Böğürtlen veya maydanoz suyu içilir.

* Az pişirilmiş, ızgara dalak, karaciğer, dana ciğeri, sığır bifteği veya taze balık yenir.

* Yumurta sarısı, bezelye, patates, fasulye, mercimek, sarımsak, patlıcan, haşlanmış beyin, kereviz yemeği, kuşkonmaz salatası, yoğurt, taze üzüm, erik, pırasa, elma, armut, portakal, zeytin, ceviz, ıspanak, kestane, lahana, havuç, taze dut ve yeşil biber; kansızlıktan rahatsız olanların bolca yemesi gereken gıda maddeleridir. (26 Eylül 1999)

16 Temmuz 2010 Cuma

Adım-Adım Kitabı


Bu ay bol bol 22 ay Adım Adım kitabımız inceleyip uyugulamaları yaptık.Bazı konularda daha önceden çalışmış olup başırlı oldu Sanberk.Fakat bazı konularda çok eksiklerimiz olduğunu fark ettim.

Eksiklerimiz tammalamaya çalıştık.Eksik konularımız çizim,şarkı,tekerlemeler,dışardaki görevliler ve boncuk dizmek.

Bu konudalara daha çok ağırlık verdik.

-Fakat Boncuk dizmede hala eksiğimiz var.Sanberkin fazla ilgini çekmedi.Sanırm bu konuda hazır değil.

-Bu ay iki tane şarkı daha öğrendik

-İki tane çok kısa tekerleme

-İki tane de pasit parmak oyunları

-Dışardaki görevlilerde çok başırlı olduk:)Sanırım tam zamanda bulmuşuz.Toplam 7 tane öğrendik. Denizci,Polis,Bakkalcı,Çöpçü,Bahaçıcan,Sucu,Tamirci.Tabiki bir küçük çocuğun seviyesine uyugun bir şekilde anlatıp öğretmek lazım.

Öğrneği -Denizci Abi ne yapıyor?sorusuna-tütüüüü vapura biniyor.cevap gelecek.

Öğrneği-Çöpçü Amca ne yapıyor?cevap:Çöpleri süpürüyor ve kamyona dolduruyor.Sanberkin kendi eklediği şey -Çöpçü amca kamyona biniyor(Çöpçü amca kam biniiiii):)
-Çizimde biraz eksiğimiz var.Çizgi daire çiziyor fakat kitapta gösterildiği gibi bir noktayı diyer noktayla birleştiremiyor.Biraz açlışma lazım bu konuda.Fakat Sanberk hala hazır değil.Yaptırmaya çalıştığımda 1 sn için odaklanıp hemen sonra rastgele çizmeye başlıyor.
Uydurduğum bir oyun da öğrendik.

Güneş çıktı.-elimi açıp yukara kaldırıyorum
Fakat bir bulut geliyor.d-Diyer eli kapalı şekilde diyer elime doğuru yaklaştırıyorum

Bulut güneşin önünde durudu.Güneş kayboldu-Kapalı el açık elin üzerine geçiyor

buluttan yaĞmur yamaya başladı-Kapalı el duruyor önceki güneş olan eli açıp parmkalra ağşaya doru kıpırdıtarak yağmur yağışını canladırıyorum.

Koş bir yere salayalım-iki eli kapatıp koşma hareketi yapıyoruz

Nerde nerde-Sanberki gıdıklamaya başlıyorum

Hop yastığın altında-yastıklamızı alıp üstümüze kapatıyoruz.
Bu oyunu biz yatakta yaparız.Böyle oyunlar yatmadan yaparız ancak o zmana oyuna dikkat ediyor.

Diş mi boğaz enfaksiyonu mu?


Dört gün süren ateşlemeden sonra daynamayıp yine doktora gittik.Tam da zamanında gitmişiz.İlk baştan diş çıkartıp ateşi olmuştu oğlumun bunun yanında biraz halsizlik fazla uyukulu ve çok iştahsızdı oğlum.Ateşin sebebi diş mi boğaz enfeksiyonu mu belli değildi.Fakat 4 cü günde 39 derece ateşi olunca hemen dr koştuk.Tam da zamanında gelmişsiniz dedi dr.Daha yeni boğaz enfeksiyon olmuş.Sanırım diş ağrısından yemeyince zayıf kaldı Sanberk ve taşıdığı virüs için uyugun bir ortam hazırlamış oldu.Antibiotik verildi:(((((((((mecbur başka yolumuz yok kullancaz.Daha ilk kullanımından sonra iyileşmeye başladı.Toplam 3 gün kullnadık sonra ilacı braktık.Umarım erken brakmakla hatta yapmadık.Birçok kez fazla ilaç yüklemeyelim diye ilacı erkenden brakıp hastalığın tekrar çıkmasına sebeb oluyor.Bakalım umarım bizde böyle olmaz.


Dr gitmişken Sanberk'in boyu 91 cm kilosu ise 13.000kg.Bu iki ay içnde çok iyi kilo almış.


Biliyormusunuz birçok virüsü vucudumuzda var.Bizi hasta etmeden bizde yaşıyor.İnsan diyet yaparken veye dengesiz beslerken bu virüslerin gelişmi içim uyugun ortam hazırlmaış oluyor ve bazen hiç bir sebebi gözükmeden hasta olabiliyoruz.


Bazen çocuklarımıza fazla ilaç hele antibiotik vermek istemeiz.Hasta olunca daha ilk iyileşmeye başladığında ilaç vermeyi bırakıyoruz çocuk iyi artık ilaç vermeyim diyoruz.Bakıyoruz 3 gün sonra hastalık tekrar geliyor.Bu sefer niye öyle oldu nerde üşüttük yine?Gibi sorular soruyoruz.Fakat hiç bir yerde üşütmedik sadece taşıdığı virüsleri tamamen öldürmmeiş olması.İlk günlerde ilaç verirken virüslerin büyük miktarı öldürülüyor çocuk kendini iyi hissetmeye başlıyor.Fakat tüm virüs ölmemiş oluyor ama miktarı o kadar azki çocuk bir rahatsızlığı hissetmiyor.İşte ilaç devam edilmese bu virüsler birkaç gün nefes alıp verdiğimiz ilaca karşı dirençlik kazanıp bu sefer daha güçlü bir virüs olarak ortaya çıkıyor.Ve en kötüüs şimdi eski antibiyotiği kullanamayız çünkü hiç bir faydası olmayacak.Daha üç gün önce bir ilaç kullanmışken 3 gün sonra yeni bir ilaç vermk zorunda kalacaz.:(((((((Her seferinde erken brakırsak bu süre birkaç ay devam edebilir.

Burda seçenek bizim arık bir ama uzun kullanmakla bir ilaç veye kısa ama birkaç ilaç mı kullanmak istiyoruz?

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Çocuk Disiplininde Yapılan Hatalar -Dr Nilüfer Toprakçcı




Elbette, anne babalar olarak hepimiz çocuklarımızı yetiştirirken onlar için en iyiyi istiyor, hata yapmak istemiyoruz. Ancak, bebekler de hastaneden kullanım kılavuzuyla gelmiyorlar ! Çocuk yetiştirmek uzun ve zorlu bir süreç. Bu süreçte, sevgi ve disiplin çocuğa birlikte verilmeli. Hiçbirimiz mükemmel değiliz, istemesek de hatalar yapıyoruz. Bu yazıda, çocuk yetiştirmede sık yapılan hatalara değineceğiz, belki sizlerin de değiştirmek, düzelmek istediğiniz davranışlarınız olabilir...

1- Sorunları görmezden gelmek: Eğer çocuğunuzla yaşadığınız öfke nöbeti, uyku problemleri gibi sorunlara eğilmeden onlarla birlikte yaşamaya çalışırsanız, hayatınızın normal bir parçası haline gelirler ve giderek çözüme ulaşmak zorlaşır. Bazen anne babaya çocuklarının çok yanlış davranışları bile rahatsız edici gelmez. Ancak, çevrenizdekiler veya doktorunuz sizi sürekli uyarıyorsa bir sorun olabileceğini göz önünde tutmalısınız.

2- Gerçekten sorun olup olmadığına karar verememek: Belli davranışlar bazı yaşlar için normaldir. Örneğin, iki yaşındaki çocuğunuz istediğini almadınız diye markette kendini yere atıp bir öfke nöbeti geçirebilir. Bunu, gelişiminin normal bir parçası olarak kabul edebilirsiniz. Ancak benzer bir davranışı altı yaşındayken tekrarlıyorsa, bir sorun var demektir.

3- Beklentinin aşırı olması: Çocuğunuzu tanıyın, belli yaştaki yetenek ve özelliklerini bilin. Ondan beklediklerinizi bu bilgilerin ışığında gözden geçirin. Örneğin doktorunuz iki yaşında tuvalet eğitimine başlayabileceğinizi söyler. Ancak, denemeleriniz sonuç vermiyorsa belki de sizin çocuğunuz henüz buna hazır değildir, ona biraz daha süre tanıyarak hem gereksiz çatışmaları aza indirmiş, hem de hazır olduğunda çok daha kısa sürede sonuç almış olacaksınız.

4- Tutarsızlık: Eğer bir gün hayır dediğinize ertesi gün evet derseniz veya sizin yasakladığınız bir abur cuburu başka bir yakınınız çocuğa verirse, minik yavrunuzun kafası karışacak, büyüklerin pek o kadar tutarlı olmadığı yolunda bir sonuca varacaktır. Kurallar daima geçerli olmalı, çocuğun çevresinde onunla temasta olan diğer kişiler de sizin belirlediğiniz doğrultuda hareket etmeliler.

5- Sınır koymamak: Çocuklar belli kuralları, sınırları olan ortamlarda kendilerini daha güvende hissederler. Her istediklerini yapmalarına izin vererek onlara iyilik değil kötülük yapmış olursunuz.

13 Temmuz 2010 Salı

Yüzdü-Battı

Bugün ne yapalım düşünürken birçok bloglarda gördüğüm aktiviteği yapalım dedim.
İlk önce Sanberke onunla beraber bir oyun oynamak istediğimi söyledim ama bunu yapabilmek için bana yardım etmesi gerktiğini söyledim.Çok heycanladık oyun için gerkli malzemelri seçerken hep oyun oyun tekrarladı:)Sanberk'in yardımıyla oyunumuzu kurduk.İlk baştan suyun içinde elini sokup ne yapacağını bilmiyordu.Öyle rastgele oyuncakları yaklayıp geri suya atıyordu.Bende oyuncakların isimlerini ve yüzdüğünü anlatım kendisi tekrarladı.Fasulye üzüyor mu sorduğumda durdu sonra tütüyo(yüzüyor) dedi .Bende yüüyor değil batığını söyledim.Bob bob battııııııı (bulgarcasını bob kullanıyor biizmki)sevinçle anlattı.Sonra süzgeçten oyuncakları ve fasulyenin nasıl çıkartabileceğini gösterdim.Burdan oyun başladı:))))))
Fakat suzgeçle fasulye yakalayıp bir kapağa koyup diyer kabığın içine döküyordu.Niye daha uzun yolu seçti belki de daha sevkli olduğu için.
Oyun bitmeden ben bittirdim çünkü fazla brakınca en sonunda her şey dağtılıyor ağlamakla bitiyor.Fakat bu sevkli oyundan nasıl ayrılcaktık?Bir bez bir sünger verdim ve yerdeki dökülen suyun silmesini istedim andında oyunu brakıp yeni oyuna daldı.:)Güzelde bu oyun nasıl bitecekti:)E na yapalım anne eşek oldu sırtına Sanberkei bindirip evde gezdirdi:)
Video görünmüyor maalese:(((((((((((((((

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Birkaç Kavram Öğrenmek

Büyük-Küçük.Hem arabalar hem hayvanlardan faydalnadık.Bu çalışma hem eşleştirme hem de büyük-küçük kavramları öğrenmek için kulnadık.Aynı zamanda hayvanlarının seslerini çıkartıp eğlendik.Atta binilir inekek süt yapar diye pekiştirdik:)

Eşleştirme-kutular garj oldu her garaja ait arabası var.Renklere göre arabaları park ettik:)


Üstünde-Altında:)


Yine taze fasulyeden faydalandık:) Aslında çok verimli bir çalışmamız oldu.Fasulyeyi kırdık en uzun olanı seçip kırdık.Uzun-kısa öğrendik.Bu iki kavramı pekiştirmek için aynı çalışmaı kraker çubukla tekrarladık daha sonra.

Diye çalışmamız dolu -boş yine fasulye kullanımıda girdi.Boş kapta fasulye doldurduk.Sonra bak bu boş dedim onu da dolduralım öyle bir kapran diyer kapta aktırdık.Bu sefer diye kap boş oldu.Şaşkınlıkla baktı oğlum:)))))

Oyun sonu böyle bitti.Sıkılıp ayklarla oynamaya başlayınca oyunumuzun sonu geldiğini anladım.Herşeyi toplayıp mutfaya götürdük:)

Dolu-Boş su şişelerle tekraladık.Tekrar tekrar şişeleri suyla doldurup boşaltık.


Bir şey dikkatimi çekti.Bu aylarda çocuklar kısa-uzun,büyük-küçük,boş-dolu,az-çok gibi kavramları ayrıt edebiliyorlar tek nasıl bir kelimeyle adlandırınığı bilmiyorlar.Burda işimiz kolaylaştı bizim tek yapacağımız herşeyin ismini söylmektir.